Siyaset Kutusunu Değiştirmek-1

v-vv
facebooktwittergoogle_plusmail

Okan Kasım (03 Kasım 2016)

 

Farkında olmasak da muazzam bir coğrafyada yaşıyoruz. Asya ve Avrupa arasında sıkışmanın tüm artıları ve eksileri üstümüzde mevcut. Bir avuç alanda onlarca kültürün yaşanabilmesi bundan kaynaklı. Bir kaç yüz kilometre içinde Karadeniz’in tulumunu, Güneydoğunun uzun havasını & halayını, İç Anadolu’nun bozkırını, bağlamasını, Ege’nin zeybeğini yaşamak, duymak dünya üzerinde çoğu coğrafyaya nasip olmayacak bir çeşitlilik.

Elbette bu kadar çeşitliliğin olduğu bir yerde her şey biraz daha kendine “özgü” olmak durumunda. Bundandır çoğu kalıba sığmayışımız, ne tam Ortadoğu ne tam Avrupa olamamamız.

Aynı kural siyaset için de geçerli. Mevcut taktikler bu topraklarda çok tutmaz, bir nesil aydınlanmanın ışığında ilerlerken bir bakmışız bir sonraki kuşak fanatizmin, faşizmin kucağında büyüyüp gidiyor.

Ancak yaşadığımız dönem şimdiye kadar olanlardan çok başka. Hem parayı hem dini kullanan Neoliberal İslamcıların akımına kapılmış durumdayız. Bu nedenle en tehlikeli zamanları yaşıyoruz, patronların, siyasilerin emrinde her geçen gün din uğruna kendini feda ettiğini zanneden bir toplumsal akım.

Yazının maksadı bugünün iktidar sahiplerini eleştirmek üzerine olmadığından bununla fazlaca vakit kaybetmenin gereği de yok. En ufak tahammülün kalmadığı, her gün tecavüzlerin, cinayetlerin eksik olmadığı haber manşetleri, bir zamanlar hepimizin olan sokaklarda artık “bomba patlar mı?” düşüncesiyle yol değiştirirmemiz, en güvenmediğimizin artık devlet oluşu zaten yaşanan dönemin çarpıklığını yeterince ifşa ediyor.

Asıl konumuz karşımızdaki “Neoliberal İslami Faşizme” karşı bizim kendimizde değiştirmemiz gerekenler.

En başta ve temeldeki aksaklık, “siyaset kutumuz”da . Bir prosesin “girdi-çıktı” çizelgesine benzeyen bu kavram, topluma faydası olacak nesilleri alıp, yetiştirip sonuçta “siyasetçi” dediğimiz bireyleri oluşturuyor.

 


“İdea Sahibi” Nesil            ———>   Siyaset Kutusu  ———–> Siyasetçi


 

Temel görevi faydalı bireyler/topluluklar/örgütler gibi öncüler yetiştirmek olan bu kutu maalesef günümüzde düzgün çalışmıyor.

Temellerini doğru atmadığımız, harcını düzgün karmadığımız her düşünce, her yapı, her nesil bir sonraki aşamada kaba tabirle “çuvallıyor”. Ve bu çuvallamadaki kasıt yalnızca başarısız olmakla değil, aynı zamanda karşıt olduğu düşünceye dönüşmekle muktedir.

Çünkü yetişme döneminde çok temiz duygularla, inançla ve idea ile yola çıkan pek çok nefer, girdi olarak yer aldıkları siyaset kutusundan bugün her yerde karşılaştığımız ve tiksindiğimiz “kodaman” olarak çıktı olmaya mahkum durumda.

Siyaset kutumuz, şu an gençlere temiz siyasetin nasıl olması gerektiği, sorunlara hakkaniyetiyle nasıl çözüm bulunabileceği gibi formüller içermekten çok uzak olmakla birlikte neredeyse tüm kötü mekanizmalara hasıl durumda. En başta da bol miktarda  “bireysel faydacılık”  içeriyor.

Bu nedenle girdi ne kadar düzgün olursa olsun, o kendini beğenmiş, takım elbiseli ve göbekli, seçimden seçime oy kovalayan, halkına uzak maddiyata yakın imajları çıktı olarak elde ediyoruz.

O zaman bu kutuyu ya kıralım ya da yenisini yapalım. Ancak mevcut durumdaki gibi elimizde başka bir kutu yoksa, kutunun içeriğini değiştirmekten başka seçenek yok önümüzde.

Zira yetişmiş kadrolu cemaatini kendi eliyle infaz etmiş olanlar, kendilerinin kadro eksikliğini çoktan fark etmiş ve 10 yıl sonranın karanlık çağ aktörlerini bu yolda imam hatip/proje okulları ile kurmaya başlamış durumda.

Sorunu ortaya koyup girizgahı tamamladığımıza göre, bir sonraki yazıda “kutuyu nasıl değiştireceğiz”  ele alabiliriz.

 

Yazı halkci.org için hazırlanmıştır.