Mostar’ın Futbol Üzerinden Farklı Yüzleri: FK Velež Mostar ve HŠK Zrinjski Mostar

duygu mostar
facebooktwittergoogle_plusmail

M.Berkay Aydın – (07 Nisan 2015)

 

Adını acı olaylarla hatırladığımız bir coğrafya Bosna-Hersek…20. yüzyılın sonunda insanlığa yakışmayacak acıların ve türlü kıyımların yaşandığı, her kesimden-kimlikten insanın etkilenmesine karşın Bosnalı Müslümanların görece daha fazla acılar yaşadığı bir ülke. Bölgenin bugüne kalan kültürel ve sosyal mirasında o coğrafyayı yaklaşık 500 sene hakimiyetinde tutan Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisi oldukça büyük. Aslında bölge açısından en ilginç gelişme, tarih içinde bölgenin yerli halklarından olan Boşnakların İslam’ı seçmeleriyle ortaya çıkar. Malcolm, Bosna’da Müslümanlığın yayılmasında kentlerin gelişmesi ve yeni yerleşimlerin açılmasının, idari ve iktisâdi merkez özelliğini taşıyan yeni ve gelişen kentlerin, Bosnalılar’ın Müslümanlığı seçmelerinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor(Malcolm, 2000:87). Özgür Dirim Özkan, bölge halkı olan Boşnak’ların, Anadolu’dan gelen Osmanlıların dini İslam’ı seçmelerinde Osmanlı’ların farklı din ve dillere hoşgörüyle yaklaşmalarının temel etken olduğunu hatırlatıyor (2009:37). Hoşgörünün bu noktadaki önemi, Osmanlı’nın bölgede etkili olduğu dönemlerde hem Avrupa’da hem Balkanlar’da varolan din temelli çatışmalar ve genel anlamdaki ‘düzensizlik’tir. Düzensizlik, bir açıdan görece sınırlı bölgeleri elinde tutan ‘soylu’ aileler arasında rekabete, bir diğer yandan da Hristiyanlık içerisindeki çatışmalara işaret etmekteydi. Bölgeye gelen Osmanlı’ların genel anlayışı ise ‘imparatorluk’ nosyonuna uygun bir şekilde farklı kültürleri birarada tutmaya dayanıyordu.

Osmanlı’nın parçalanma dönemi sonrası bölgede kimlikler üzerine olan sorunlar derinleşmiş, Yugoslavya’nın (1918-1941) kurulması ve sonrasında Josep Tito önderliğinde sosyalist Yugoslavya’da (1945-1992) kimlik sorunlarına farklı şekilde çözümler aranmıştı. Aslında ilk Yugoslavya Krallığı’nı oluşturma süreci de oldukça sancılıdır. Kısaca bakıldığında özellikle Avrupa’daki güç dengeleri ve değişimlerinden dolayı Güney Slavları’nın (Yugo-Slavya) bir araya gelme süreci olarak görünür ki, başlarda ülke Sırp-Hırvat ve Sloven Krallığı olarak da anılmıştı. Bu bir nevi zorunlu birliğin ‘abi’ ülkesi hemen her zaman Sırbistan olmuştu. Yugoslavya adı 1929’dan sonra kullanılmaya başlandı, Wachtel iki savaş arası dönem boyunca Yugoslav siyaset sahnesini, Sırpların merkezi ve birleşik devlet isteği ile Hırvatların daha yerinden yönetimci, belki de federal bir birlik arzusu arasında bir savaşın karakterize ettiğini belirtir (2009:116).

Aslında bütün bu süreçlerde üç hakim ulus olan Sırplar, Hırvatlar ve Slovenlerin sözü geçiyor, bugün Bosnalı Müslümanlar olarak andığımız kesim Hırvat veya Sırp kimliği içerisinde eritiliyordu. Bu konuda kimliği görece ‘tanıyan’ ve söz hakkı veren adımların 1945 sonrasında oluştuğunu söylemek mümkün gözüküyor. Ülkemizde hem futbol oynayıp hem teknik direktörlük kariyeri yapan Bursaspor’la çok daha fazla anılan Nejat Biyediç’in de amcası olan, 1971-1977 yılları arası başbakanlık yapan Cemal Biyediç, bu konuda verilebilecek önemli bir örnektir, ki kendisi Yugoslavya’nın ilk Müslüman başbakanıdır.

bosna map

Harita freeworldmaps.net sitesinden alınmıştır. Açık renkli alanlar Bosna içindeki Sırp Cumhuriyeti sınırlarıdır.

1992 sonrası süreçte eski Yugoslavya’nın içinde en büyük sıkıntıyı yaşayan Bosna-Hersek’te dünya kamuoyunun kabul ettiği üzere en mağdur kesim Bosnalı Müslümanlar olmuştur. Sırplar ve Hırvatlar arasında adeta ‘arada kalan’ Boşnaklar, yıllarca abluka altında kalan kentlerde keskin nişancıların insafında yaşamak zorunda kalmışlar, sonrasında ise 1995’in sonlarında imzalanan Dayton Antlaşması çerçevesinde oldukça karmaşık düzenlenen bir eski Yugoslavya haritasında görece daha düzenli bir yaşama kavuşmuşlardır. Dayton Antlaşması bir açıdan her bölgede yine farklı kimliklere imkan tanıyarak denge sağlamaya çalışırken, bir yandan da bölgede uluslarası güçlerin alan ve hakimiyetlerini de gözetiyordu. Bugün 4.500.000 yaklaşık nüfusu olan Bosna-Hersek aslında iki devletçikten oluşan bir devlettir: Birisi Bosna-Hersek Federasyonu, diğeri genelde pek bilinmeyen Sırp Cumhuriyeti…Fiilen Sırp Cumhuriyeti’nde ne Latin Alfabeli bir tabela, ne de Bosna-Hersek’e ait herhangi ‘bir şey’ bulmak zordur. Sırbistan’a bağlanması veya bağımsızlık kazanması tartışmaları her zaman gündemde olan bu Sırp Cumhuriyeti’nin sınırları içinde Boşnak’ların katledildiği, tarihin kara sayfalarına geçen olayların yaşandığı Srebrenitsa da bulunmaktadır…Bosna-Hersek nüfusunun % 48’i Boşnak, % 37’si Sırp ve %15 civarı ise Hırvatlar’dan oluşmaktadır.

MOSTAR’DA FUTBOL :

FK Velež Mostar ve HŠK Zrinjski Mostar

velez mostar arma                   ziro

Mostar…Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin’in sadece Mostar kentine değil, uygarlığa kazandırdığı ünlü köprüsüyle bilinen, Neretva Irmağı’nın 230 kilometrelik yolculuğunda belki de en güzel göründüğü kent Mostar…Zaten adı da Boşnakça ‘Most’ (Köprü), ‘ar'(yapan-eden) köklerinden geliyor. Köprü ismini de kente vermiş. Yani bir nevi doğrudan isimde Osmanlı etkisi var. Osmanlı sonrasında da bu isim kentin üzerinde kalmış, köprünün kentin gelişimine tarih içerisinde inanılmaz katkı sağladığı bilinen bir gerçek.

Neretva Irmağı’nın ayırdığı kentte, ‘köprünün’ bugün için, kabaca söylenecek olursa, etnik bir ayrışmanın da sembollerinden biri olduğundan bahsedilebilir. Kentin batısında Hırvat nüfus yoğunluğu bulunurken, kentin doğusunda Müslüman Boşnaklar oturuyor. İki yakanın polisi, okulları ve hizmet birimlerinin ayrılığına dikkat çekiyor. Kente gelen turistler dışında iki yaka arasında sürekli bir etkileşimin varlığı bir anlamda tartışma konusu. Kentin daha yeni gelişen bölgesi batı yakasında yeni bölgeler biraz hareketlenme yaratsa da, bu ayrımı hissetmek oldukça kolay. Kentte savaş öncesi yaşayan Sırp’lar bölgeyi genelde terk etmişler, şu an için kalan çok az sayıda Sırp etnisitesine mensup insandan bahsedilebilir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Mostar’da 53 mahallede 3 bin civarı evden, 359 dükkan ve 45 camiden bahsediyor. 17. yüzyıl açısından bu oldukça ciddi rakamlar, kentin zamanındaki büyüklüğüne dikkat çekiyor. Mostar köprüsü Evliya Çelebi’ye hissettirdiği ‘korku ve merak’ı günümüz gezginine hissettirecek kadar özel bir yapıt. ‘Kudret Kemeri’ olarak tanımlandığını hatırlatıyor Atlas dergisi bu ilginç köprünün…Bu Kudret Kemeri, 1990’lı yılların kanlı ve bombalı zamanlarında Hırvat topçusunun ateşiyle yıkılmıştı. Köprü özellikle hedef seçilmiş, hatta sağlam yapısı sayesinde bombardımanın başlarında yoğun ateşe karşın ayakta kalabilmişti. Sembolik olarak da kent için büyük önemi olan köprü Hırvat’ların kentin kimliğine yönelik hedefleri doğrultusunda adeta ‘bir engeldi’. Bir yandan yapımı itibariyle Zigetvar Savaşı’ndan beri (1566) kente Osmanlı damgasını hatırlatan bir yapıt olması, diğer taraftan savaşta stratejik olarak önemli bir geçiş hattı olması açısından Hırvatlar için öncelikli hedef haline gelmişti bu etkileyici köprü. Sonrasında 2004’te UNESCO, Dünya Bankası ve TİKA işbirliğiyle yeniden yapıldı, orijinal taşları kullanılmaya çalışıldı. Fakat, köprünün yıkılması kentteki hoşgörü ve ortaklığında yıkılması anlamına geliyor, unutulmaz bir olay olarak hafızalara kazınıyordu. ‘Köprülerin atılması’ hem gerçek hem de mecazi anlamda gerçekleşmiş oluyordu.

duygu mostar

Fotoğraf Duygu Hatıpoğlu’nun arşivinden alınmıştır.

Hersek-Neretva Kanyonu’nun en büyük kenti olan Mostar, Bosna-Hersek’in Hırvatistan’a daha yakın kısmında bulunuyor. Hırvat sınırından yaklaşık 90-100 kilometrelik bir mesafede. Bunun yanında aslında bildiğimiz Bosna-Hersek ‘bayraklarını’ da eğer Hırvatistan üzerinden kente geliyorsanız, neredeyse ilk defa Mostar’da görebiliyorsunuz. Çünkü Hırvatistan’ın sınırdaki kenti Metkoviç’ten Mostar’a kadar olan bölgede Hırvat nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, yol güzergahındaki kasabalarda dikkatten kaçmayacak büyüklükteki Hırvat bayrakları hakim. Bunun yanında Mostar’da yapılan büyük haç kulesi ve büyük kilise ile Hırvatlar savaş sonrası dönemde kente ve bölgeye özel önem gösterdiklerini hissettiriyorlar. Kentin Boşnak sakinleri güncel olarak bu büyük haç kulesinden oldukça rahatsızlar, bunun özellikle yapıldığını belirtiyorlar. Nüfus yapısı olarak ise, 1990’ların ortalarından itibaren Boşnak nüfusun yaklaşık olarak sabit olmasına karşın kentin Hırvat nüfusunda ciddi bir artış da söz konusu…

Mostar’daki ayrışmanın dayandığı savaşın izleri, kentte hala yaşıyor. Bir anlamda ‘savaş turizmi’nin malzemeleri diyebileceğimiz savaş anıları kentin girişinde kimi binaların yüzlerce kurşunun iz bıraktığı cephelerinde, Mostar Köprüsü’nün kulelerinde müze haline getirilmiş alanlardaki belgesel gösterimlerinde açıkça görülüyor. Aradan geçen 20 yıldan fazla zaman henüz savaşı unutturmamış, yaraların izi sosyal hayatta çok çeşitli şekillerde hissedilebiliyor.

mostar kurşun

Fotoğraf, Mostar’da kent merkezinde özellikle savaş halindeki durumuyla bırakılmış bir binayı göstermektedir, Duygu Hatıpoğlu’nun arşivinden alınmıştır.

Hırvat Ulusal Kimliği’nin Sembolü Olarak HŠK Zrinjski Mostar :

ziro

Zrinjski kulübünün kuruluşu 1905 yılına kadar götürülüyor. Kulüp başından itibaren Hırvat kimliği ön planda tutularak oluşturuluyor. 1912 yılında Đački športski klub olan kulübün ilk ismi değiştirilerek Zrinjski adı kulübün adına ekleniyor. Zrinjski adının kökeni oldukça ilginç. Hırvat soylu bir ailenin Zrinski adı kulübün ismi oluyor. Kuruluşundan itibaren kulübün Hırvat milliyetçiliği ile bağı işte belki tam da bu noktada başlıyor. Zrinski, Zrin’in çoğulu anlamına geliyor ve Zrin’ler Subiç ailesinin bir kolu (Zrinski ailesinin şeması için bkz.). Aile bir yandan da hem Macar hem Hırvat milliyetçi tarih anlatımında önemli bir yere sahip, ailenin en önemli tarihi şahsiyetlerinden birisi Nicola Subic Zrinski, Osmanlı’ya karşı Zigetvar Savaşı’nı yürüten bölgenin ‘beyi’ olan bir isim. Zigetvar Savaşı’nda çok kalabalık Osmanlı ordusuna karşı hatırı sayılır bir direnç göstermesi bugün hala Avrupa Hristiyan tarih yazımında önemle bahsedilen bir durum. Kulüp 1945’e kadar kimi başarılarla beraber gelmeyi başarıyor. Fakat bu tarihte yeni sosyalist Yugoslavya’nın anlayışı gereği ‘milliyetçi’ çağrışımlar yapan isimler engelleniyor ve kulüp faaliyetleri bu noktada bitiyor. Aslında konunun sadece ‘milliyetçi’ sembollerle sınırlı değil, kulübün özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında Hırvat aşırı milliyetçi örgütlenmesi Ustaşa’larla kurduğu yakın ilişkinin bu süreç üzerinde etkili olduğunu belirtmekte yarar var. Sonuçta kulübün isminde değişiklik yapılması yerine kulübün faaliyetleri doğrudan bitiriliyor. Nazilerle işbirliği yapan Ustaşaların yönetiminde bir süre yaşayan Hırvatistan Bağımsız Devleti’nin (1941-1944) doktrininde Müslüman azınlık Hırvat milliyetinin bir parçası olarak görülmüştü (Redzic, 2005:70). Hem de ‘en saf’ hali olarak. Ustaşaların hedefinde daha çok Sırplar vardı ve bölge için tarihi hesaplaşma Sırplar üzerinden yapılıyordu. Müslüman Boşnaklar bu süreçte ciddi bir kıyımdan bu yaklaşım sayesinde bir anlamda kurtuldular. Nazilere karşı Sovyetler Birliği’nin desteğiyle zafer kazanan Partizanların ‘yeni Yugolavya’sında ise savaşın en büyük suçlularından görülen Ustaşalara artık siyasette yer yoktu. Müslümanlar ise savaşta ‘arada kalmaktan’ dolayı, özellikle Çetniklerin tehdidinden sebebiyle Alman ve Ustaşalarla yakın ilişki kurmak zorunda kalmışlardı (Redzic,2005: 38).

1992’den sonra Yugoslavya’nın çöküşüyle hem politik hayat, hem kültürel iklim, hem de bu kapatılmış kulübün kaderi değişti. Yugoslavya adeta bir ‘puzzle’ın parçaları gibi dağılırken ortaya inanılmaz bir dram da çıkıyordu. Hırvatlarla Sırpların çarpışması, her iki etnik grubun birden Boşnaklara saldırısı gibi durumlar yaşanıyor, Yugoslavya üç seneden fazla sürecek olan bir iç savaş dönemine giriyordu. İşte bu iklimde 47 yıllık yasak dönemi kulüp için bitmiş, artık kulüp yeniden faaliyete geçmişti. Savaş dolayısıyla 1994’e kadar doğrudan ligde oynamayan kulüp bir süre Hırvat Ligi’nde yer aldıktan sonra Bosna-Hersek futbolunun kurulmasına da katkı verdi. Günümüze kadar görece başarılı sezonlar geçirmesinin ardında Hajdut Split, Dinamo Zagreb gibi Hırvatistan kulüpleriyle olan yakın ilişkisi ve bu kulüplerden aldığı kiralık oyuncuların etkisi büyük oldu.

brijegFotoğraf tuttiallostadio.it sitesinden alınmıştır.

Zrinjski’nin yeniden açılması Mostar’daki Hırvat nüfus için futboldan çok daha öte anlamlar taşıyan bir durum oldu ve bir anda kentteki etnik bölünmenin önemli göstergelerinden birisi haline geldi. İstisna olarak bile farklı bir etnisiteden taraftarını bulmanın mümkün olmadığı Zrinjski, kentteki Hırvat kimliğinin sembolü oldu. İsmi ve tarihi referanslarıyla ‘aklı başında bir milliyetçiliğin’ sınırlarını her zaman zorlayan yapısıyla Zrinjski’nin, bugün örgütlü taraftar grubu Ultras Mostar(UM94) olarak anılıyor. Grup 1994’te kurulmuş, sembolleri olan ‘şahin’, kulübün ilk ismine ve yine milliyetçi sembol ‘Hırvat Şahin’ine gönderme yapıyor. 2006’da Ultras Mostar temsilcisinin yaptığı ropörtajda grubun ‘sağ’ eğilimi yanında ırkçı tavırlarıyla bilinen Lazio’nun Irriducibulli grubuyla yakın ilişilerinden de bahsediliyor. En önemli rakip olarak ise tahmin edilebileceği gibi Velez Mostar takımı ve taraftar gruplarına dikkat çekiliyor (Ropörtaj için bkz.).

um94 1 Fotoğraf UM94 Grubu internet sayfasından alınmıştır.           zrio fan 2Fotoğraf  http://solidarnost.blogsport.eu/

Kulüp şu an eskiden Velez Mostar’ın stadı olan Bijeli Brijek Stadyumu’nu kullanıyor. Çünkü 1990’lardaki savaş sonrası kentin batısında yoğunlaşan Hırvatların bölgesinde kalan stadı Velez’in kullanması mümkün olamıyor. Velez Mostar’ın yıllarca kullandığı stad artık Zrinjski’nin evi haline geliveriyor. Bu stad olayı başlı başına Velez’li taraftarlar için önemli bir sorun. Stadın el değiştirmesi hem de böylesi bir ‘karşıt sembolün’ eline geçmesi sadece kollektif hatıraların kayboluşunu değil, kendilerince ayrı bir haksızlığın da sembolü olarak öne çıkıyor. Buna karşın Zrinjski taraftarları için zaten 47 yıllık ‘yasaklanma’ dönemi başlı başına bir haksızlık. 47 yıl birçok yerde vurgulanan bir kod olmuş Zrinjski tarafında…Ultras Mostar grubu duvar yazılamalarında, pankartlarında, marşlarında ve grafitilerinde oldukça Hırvat milliyetçisi ve Hristiyanlık vurgulu ibareler kullanıyor. Çok gönderme yapılan Haçlı askeri figürü yanında haç ve Hırvat ulusal renkleri de sıklıkla kullanılıyor… Zaten maçlarda Hırvatistan bayrakları çokça bulunmakla beraber taraftarların azımsanmayacak sıklıkta ırkçı selam biçimlerini kullandıkları görülüyor…

zrinjski foto1Fotoğraf UM94 Grubu internet sayfasından alınmıştır.

1922’den Günümüze Değişen ve Değişmeyen Taraflarıyla Mostar’ın ‘Kırmızı’ Sembolü:

FK Velež Mostar

velez mostar arma

Velež Mostar 1922 yılında Mostar kentinde kurucuları, ilk oyuncuları ve ilk destekçileri temelinde ‘işçi takımı’ olarak kurulmuş bir kulüp (Mills, 2010: 1111). Kent isminin önüne konan ‘Velež’, Mostar kentinin hemen eteklerine kurulmuş olduğu kentin hemen her yerinden görülebilecek bir dağ. Bu dağ ismini Slav mitolojisindeki bir tanrıdan alıyor. Aşağıdaki fotoğrafta Velež Dağı’nın Mostar silüetiyle akşam saatlerindeki bir görünümü bulunuyor.

duygu gece manzaraFotoğraf wikipedia.org sitesinden alınmıştır.

Velež Mostar kulübünün kuruluşundan itibaren, daha sonra Yugoslavya siyasetini bir dönem domine edecek olan Yugolavya Komünist Partisi’yle olan içiçe ilişkisinden bahsedilir (Mills, 2010:1112). Bu içiçe ilişki nedeniyle Ustaşaların Almanya’nın desteğiyle oluşturdukları Bağımsız Hırvatistan Cumhuriyeti döneminde kulübün faaliyetlerinin durdurulması söz konusu. Kulübün ilk yasaklanması ise 1940 yılında gerçekleşmiş (Mills, 2010:1112). Özellikle İkinci Dünya Savaşı sürecinde kulübün spor faaliyetleri yerine kurulan Ustaşa rejimine ve Nazi’lere karşı mücadelesinden bahsediliyor. Bu dönemde Mostar kenti Sırp, Hırvat ve Boşnak nüfusun beraber yaşayarak, etnik temelli şiddete görece karşı koyabildiği bir bölge olarak dikkat çekiyor. Kimi araştırmacılar, ‘Mostar’da Hırvatların Sırpları kurtardığı, Sırpların Müslümanları koruduğu bir dönemden’ bahsederek Mostar’da birlikte yaşama arzunun ve bunun gerçekleşmesinin Bona-Hersek’in diğer bölgelerine göre çok daha gelişkin olduğunu belirtiyor (Misha, 1996). İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Partizan’ların hakimiyetinde kurulan ‘yeni Yugoslavya’ dönemiyle bir açıdan Velez Mostar’ın hem sporla daha fazla anılma yılları oluyor; hem de kulübün başarıları dikkat çekiyor. Bu dönemde Velez Mostar bir açıdan yeni Yugolavya ideolojisinin ‘ideal’ sembollerinden biri olarak öne çıkarılıyor. Hatta bu konuda bizzat rejimin ve ülkenin lideri J.B. Tito’nun ‘iltifatlarını’ alıyor. Bu dönemde rejim ‘kardeşlik ve birlik’ sloganıyla (orj. bratstvo i jedinstvo) çok-etnisiteli ve sosyalist anlayışa uygun yapı ve hareketler cesaretlendiriliyor. Kentin diğer kulübü Zrinjski’nin yasaklandığı bu dönem Velez’in artık altın yıllarının başladığını haber veriyor. Bu dönemde Velez’in taraftar yapısı, oyuncuları ve yöneticilerinin Mostar’ın o dönemki etnik çeşitliliğinin tamamını temsil ettiğinden bahsediliyor (Özkan, 2009). Bu dönemde kulübün ‘Müslüman Boşnakların’ kulübü olarak anılması gibi bir durum söz konusu değil. Hatta o dönemlerde Yugoslavya’da rejimin hedeflediği etnik ayrışmanın ‘aşılması’na dair önemli örneklerden birisi olarak gösterilen, ‘yeni Yugoslavya’ hedefine uygun bir sembol olarak değerlendiriliyor.

velez eskiFotoğraf bljesak.net internet sitesinden alınmıştır.

Kulüp 1970’lerde bir kere UEFA Kupası’nda çeyrek finale yükselme başarısı göstermekle birlikte, tartışmasız en başarılı yıllarını 1980’lerde yaşıyor. 1981 ve 1986’da Yugoslavya Kupası’nı kazanmasının yanında 1987 yılında Yugoslavya Lig Şampiyonluğu’nu son iki haftada kaybedip ikinci oluyor. Aslında başarıların yükseldiği bu dönem Velez Mostar’ın ‘örnek’ olarak gösterildiği sistemin de son yıllarına tekabül ediyor. Dünyada Soğuk Savaş olarak anılan dönem sona ererken, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı, ‘reel sosyalizm’ uygulamalarının çöktüğü yeni bir dönem yerküreye hakim oluyor. Fakat bu süreç elbette o kadar rahat ortaya çıkmayacak, çeşitli sosyal, kültürel ekonomik krizlerle beraber kimi bölgelerde ‘etnik cinnetleri’, unutulmayacak olumsuzlukları da beraberinde getirecekti.

red army stadFotoğraf Red Army grubunun sayfasından alınmıştır.

Toplam 100.000’den fazla kişinin hayatını kaybettiği 2 milyon kişinin göç etmek zorunda kaldığı Bosna Savaşı tam da dünyadaki bu değişimle beraber yaşandı. Sosyalist Yugoslavya döneminde kalıcı olarak ‘çözülemediği’, sadece ‘üstü örtüldüğü’ veya ‘zamanın kurtarıldığı’ görülen etnik temelli problemler su yüzüne çıkarken bu süreçten en olumsuz etkilenen kesimlerin başında Bosnalı Müslümanlar geliyordu. İşte bu ortamda Mostar kentinin çok etnisiteli yapısı İkinci Dünya Savaşı öncesi gibi ‘örnek’ gösterilecek bir yapıyı yansıtmaktan çok savaşın en olumsuz, en acı görüntülerinden kimilerinin yaşandığı bir kent haline geliverdi. Kente adını veren köprü önce Sırp güçlerinin sonra Hırvat’ların hedefi oldu. 1993 yılında ise televizyonlara da yansıyan ‘köprünün yıkılması’ sahnesi sembolik olarak da birçok anlam içeriyordu. 1993’teki bu süreci ve savaşta yaşananları bugün dahi birçok Bosnalı unutamıyor. Genel olarak bilinenin dışında, Boşnakların sadece Sırplarla sıkıntısı olmadı. Bu bölge içerisinde Hırvat’larla Boşnak’lar arasında çok ciddi çatışmalar yaşandı. Her açıdan imkanları daha gelişkin olan Hırvat güçleri karşısında Boşnak’lara sınırlı imkanlarla kendilerini savunmak kaldı…’Köprülerin atılmasını’ da sağlayan Mostar Köprüsü’nü yıkan saldırıyı da Hırvat güçleri yapacaktı.

Bu süreçte Mostar kenti çok ciddi maddi hasara uğrarken, sosyal ve kültürel hayat adeta darmadağın oldu. Savaşın sonlarına doğru Hırvat ve Boşnak’ların Sırp güçlerine karşı anlaşmak durumunda kalmaları sonucu Sırp nüfus Mostar’ı istisnai örnekler dışında genel olarak terketmek durumunda kaldı. Oysa Mostar’da savaş öncesi döneme, 1991’e ait son istatistiklere göre, Mostar’ın %35i Müslümanlardan, %34’ü Hırvatlardan ve % 20 civarı Sırplardan oluşuyordu (Yarwood vd., 1999: Önsöz-IX). 1991-1992 futbol sezonu bu karmaşada ara verilmeden önce oynanırken, kentin Hırvat kesiminin baskına karşı çok etnisiteli yapısıyla kulüp bu sezon Yugolav Ligi’ne katıldı. Bu sezonda Hırvat ve Sloven takımları ligden çekilmiş durumdaydılar. Sezonun sonunda oldukça trajik durumlar yaşandı, takımın Sırp oyuncuları bir deplasman sonrası artık Mostar’a dönmediler. Takım fiilen bölündü, Velez adeta Yugoslavya’yı sembolize ediyordu. 1992 yılında Hırvat’ların Zrinsjki’yi tekrar oluşturmaları sonucu artık Velez’in de konumu farklılaşmaya başlamıştı. Savaş döneminde en radikal milliyetçi tepkileri veren Hırvatların yıllar önce Ustaşalarla anılan kulüpleri tekrar doğarken, Velez Mostar bu kulübün hedefinde yer alacaktı. Velez Mostar’ın kuruluşunda ve o güne kadar getirdiği mirasında bulunan çok etnisiteli yapı artık yok olacaktı. Kentte artık varolmayan Sırpların yanında, Hırvatların radikal milliyetçi söylemle kurulan ve etkili olan kulüpleri sonrası kulübün kitlesel temeli artık ‘neredeyse’ tamamen Müslüman Boşnaklardan oluşacaktı. Bu duruma rağmen, Velez Mostar’ın ne resmi olarak kulüp dilinden, ne de taraftar grupları açısından söyleminde bugün dahi ‘kapalı’ bir etnisite vurgusu bulunmuyor. Bir kısım Hırvat milliyetçisinin kulüpten dışlandıkları sonucu Zrinjski’nin açıldığı savunan tezlerinin dışında, genel kabul gören durum, Zrinjski’nin kurulmasıyla beraber bugün ‘futbol oyunu ötesi’ anlamlar taşıyan rekabetin başlamış olması…Velez açısından en acı durumlardan birisi de uzun tarihinin büyükçe kısmına tanıklık eden ‘evleri’, eski stadlarının bugün Hırvat tarafında kalması dolayısıyla Zrinjski’nin kullanımında olması…

tito red armyFotoğraf erepublik.com internet sitesinden alınmıştır.

Velez’in tribünlerine hakim ultras grubu Red Army‘nin ağırlıklı olarak Müslüman Boşnaklardan oluşan yapısına karşın, insanların etnik temelli değerlendirilmelerine karşı çıkış gözümektedir. Adı üzerinde Red Army(Kızıl Ordu) grubu sosyalist Yugoslavya dönemine ait birçok figürü, politik olarak solda yer alan birçok simgeyi sürekli olarak kullanmaktalar. Grup, kulüp içinde de ciddi bir ağırlığa sahip. Örneğin sosyalizm sonrası dönemde bir süre değiştirilen kızıl-yıldızlı kulüp arması taraftarların başlattığı kampanyayla yeniden kabul edilmiş. Grubun sembolü genel olarak bir kızılderili lideri (değişik açıklamalar olsa da genelde Geranimo olarak kabul ediliyor).

normal_velslavija1314_05Fotoğraf Red Army grubunun sayfasından alınmıştır.

Mostar’da Kimlikleri Temsil Eden Futbol Rekabeti

Şu an aynı ligde mücadele eden Velez Mostar ve Zrinsjki takımlarının birbirleriyle yaptıkları maçların bir futbol maçından çok daha fazla anlamlar taşıdığını anlatmaya gerek yok. Maçlarda Bosna-Hersek Federasyonu ordusu görev alıyor, geçen seneki derbi müsabakada, maç öncesi ve sonrası kentteki gergin havanın yanı sıra Velez’li oyunculara tribünlerden sahaya inen yüzlerce Zrinjski taraftarının linç girişimi dikkat çekmişti. Fakat bu süreçte Zrinjski’nin Mladen Jijovic isimli oyuncusunun taraftarlarının elinden Velez’li Bayro Spahic’i kurtarması Jijovic’in 2011 yılı centilmenlik ödülü alması da yol açacaktır.

Velez’in maçlarını oynadığı Vrapcici Stadyumu kentin oldukça dışında, Ankara’daki eski adıyla Yenikent, yeni adıyla Osmanlı Stadyumu modunda bir stad. Bunun yanında Bijeli Brijeg Stadyumu, görece daha merkezi büyük bir stadyum. Velez’liler eski stadyumlarını hala anarlarken, stadın hemen 250 metre ötesinde Hırvatlar Bosna-Hersek’in en uzun haçlı kulesini bitirmiş durumdalar…Velez’in sol görüşlü ve müslüman ağırlıklı tribün profiline karşın sağ görüşlü ve Katolik Hıristiyan Hırvat milliyetçilerinin kulübü Zrinjski’nin arasındaki mücadele futbolun çok ötesinde…Red Army grubu tribünlerde sık sık Tito’nun resimlerini kullanmakta, bugün zaten Balkanlarda Tito’yu özlemle ananlar genellikle müslümanlar…İki kulüp arasında güncel maddi imkanlar açısından farklardan bahsedilirse Hırvat kulübü çok daha avantajlı. Zaten kentin doğu ve batısında da ekonomik olarak ciddi farklılıklar söz konusu, Hırvat tarafı görece daha ‘zengin’ olarak tarif edilebilir.

Kentin her iki yakası duvarları adeta bu farklı tribün gruplarının yazılamalarına, grafitilerine ayrılmış durumda. Karşılıklı yapılan maçlarda federal ordu güvenlik nedeniyle geliyor. Çünkü Mostar’ın yönetimsel yapısı farklı yakalara ‘özerk’ yetkiler verdiğinden deplasmana giden taraf bir açıdan ‘karşı’ taraftan polis gücüyle de karşı karşıya kalıyor. Genel olarak sol görüşlü Müslüman taraftarlar sahip olan Velez’liler için de, Katolik Hırvat’ların kimliği haline gelen ve genelde sağ-ırkçı bir taraftar profili bulunan Zrinjski”liler için maçlar sadece bir futbol müsabakasının çok ötesinde. Her iki kulübün taraftarları için de sezonun en önemli maçları ligdeki durumlarından tamamen bağımsız olarak kendi aralarında yapılan maçlar. Türkiye’de uygulanan deplasman yasağı uygulaması her iki taraftan gelen tepkilerle gerçekleştirilemiyor. Kültürel olarak Bosna tribünlerinde deplasman oldukça değerli bir aktivite, bunun yanında maçlar kamu güvenliği ile ilgili birimleri ciddi sıkıntıya sokuyor. Ayrıca bu derbi karşılaşmaların oynanacağı dönemlerde Bosna’da gündemde de ciddi şekilde yer buluyor. Tribünlerinde sıklıkla Tito resimleri kullanan Red Army ve Hırvat milliyetçi sembolerini sunan UM94 arasında bu maçlarda oldukça ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Hatta maçların tamamlanamadığı birçok örnek de hafızalarda…Bu sezon Zrinsjki’nin evinde oynanan ilk maçı 2-0 Zrinsjki kazanmıştı, sezonun son randevusu Velez’in evinde oynanacak 25 Nisan’da…Mostar şimdiden bu karşılaşamaya hazırlanıyor…

red army mostar köçprüFotoğraf footballrepublik.com sitesinden alınmıştır.

Kaynaklar

Balkanlar Gezi Atlası (2012) edi. Kemal Tayfur, Atlas -Doğan Burda : İstanbul.

Evliya Çelebi (2010) Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi 6. Cilt, YKY: İstanbul.

Malcolm, N. (2000) Bosna’nın Kısa Tarihi. , İstanbul: Om Yayınevi.

Mills, R. (2010) Velež Mostar Football Club and the Demise of ‘Brotherhood and Unity’ in Yugoslavia, 1922–2009, EUROPE-ASIA STUDIES, Vol. 62, No. 7, September 2010,1107–1133.

Misha,G. (1996) The Fall of Yugoslavia: The Third Balkan War ,London & New York: Penguin

Özkan, Ö.D. (2009) Saraybosna’da Futbol Taraftarlığı ve Kimlik Farklılaşması: Sarejevo ve Želnicar Taraftarları, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora tezi.

Redzic, E. (2005) Bosna and Hersegovina In The Second World War, Taylor&Francis Group: New York.

Wachtel, A.B. (2009) Dünya Tarihinde Balkanlar, Doğan Kitap: İstanbul.

Yazı halkci.org için yazılmıştır.