Hasta Gezegen

green-washing-capitalism
facebooktwittergoogle_plusmail

Eren Soydemir – (05 Ağustos 2016) 

Yaşamı irdelemek insanlık için hep bir karmaşa içermiştir.

Neden sonuç ilişkileri ile açıklanamayacak bunca olay bütün görkemiyle ortada dururken duyularımızın bizlere sunduğunu şeyleri bile anlayamamak bizler için büyük bir hayal kırıklığı olsa gerek.

Yaşadığımız gezegenin, hali hazırda, şu anda bile başından geçenler, hastalık mikrobu kapmış küçük bir çocuğun yaşadıkları ile benzerlik gösteriyor.

Dünyanın verdiği tepki, hastalanmış çocuk misali. Öksürük, kusma ve ateş!

Çevresel felaketlerden, savaşlara, dinsel çatışmalardan, teknolojik çılgınlığa tüm yaşananlar adeta hasta bir gezegenin üzerinde yaşam sürdürdüğümüzü gösteriyor.

Öte yandan, bizleri karamsarlığa iten şey, hastalığın ilerlemesi mi?

Yoksa hastalığın nedeni olduğumuz gerçeği ile yüzleşememek mi? Tartışılır.

Modern tıp hastalıklara gayet basit, bilimsel bir olgu olarak yaklaşır. Süreç genellikle bellidir. Önce teşhis, sonra tedavi ve tüm bu sürecin ara elemanları, aşılar ilaçlar serumlar.

Bunların hepsi tamam, peki hastalanan bir gezegen olursa ateşini düşürme yöntemi nedir?

Küresel ısınmanın giderek arttığı, fosil yakıtların bağımlısı olmuş bir gezegenin alnına bez koymak veya ateş düşürücü vermek yeterli gelecek mi?

Atıkların yönetimi, çevresel korunma yöntemleri, sayısız süresiz çevre protokolleri bu ateşi neden dindiremiyor?

Grinin yeşile baskın gelmesini, savaşlarda ölen insan sayısının her geçen gün artmasını, tüketim bağımlısı haline getirilen bireyi, bilincine zincir vurulmuş toplumların çöküşünü neden engelleyemiyoruz? Bütün çabalar neden sonuç vermiyor?

Sorunun cevabı çok basit, virüsler alyuvarlardan hızlı çoğalıyor. Günden güne tüketim toplumu olan bir insanlıktan söz ederken, gerçeklik taşımayan ve aslında samimi olmayan çözüm önerileri elbette geçersiz kalmakta.

Tükenen şey aslında teknolojik cihazların versiyonu veya bu sene çıkan modern kültür eserlerinin popülaritesi değil. Yeşili ve mavisi ile samanyolu galaksisinin bir bireyi olan gezegenimiz.

Çarkların dönmesi daha fazla üretim-tüketim ekürisine bağlı ise dünyayı ve dolayısı ile yaşamımızı kontrol altında tutan güçler, algılarımızı ve irademizi perdelemeye devam edecektir.

Kendimize sormak zorundayız. Modern dünyanın kapitalist düzeni her zaman istediğini alacak mı? Üret dediğini üretmek, tüket dediğini tüketmek zorunda mıyız? Kendi irademizi ortaya koyabilecek miyiz? Sorulması gereken sorular bunlar. Uygulamak zor olsa da, pratiğe geçmek çok çaba gerektirsede. Kabul edelim ki hepsinin cevabı mevcut. Bildiğimiz sınavlarda dört yanlış bir doğruyu götürürken bu sınavda ise bir yanlış dört doğruyu götürmek üzere! Mesele basit felsefi tartışmalara, kutupsal yaygaralara indirilemeyecek kadar önemli. Dahası vereceğimiz cevap bütün yaşamı etkileyecek.

Ve ancak yeteri kadar cesaretli olabilirsek, cevapların eşittir kısmında yeşil yaşanılabilir bir Dünya bizleri bekliyor olacak.

Yazı halkci.org için yazılmıştır. Yazıda kullanılan görsel için http://oneplanet-sustainability.org/ web sitesinden yararlanılmıştır.