Corbyn’nin İlk Sınavı: İngiltere’de Yerel Seçimler ve İşçi Partisi

corbyn seçim
facebooktwittergoogle_plusmail

M. Berkay Aydın – (10 Mayıs 2016)

 

Birleşik Krallık’taki 5 Mayıs yerel seçimleri sonrası ada, Labour Party (İşçi Partisi) ve yeni lideri üzerine oldukça hareketli tartışmalar yaşıyor. Öncelikle belirtmek gerekir ki, sonuçlar parti ve ilk seçim deneyimini yaşayan Jeremy Corbyn açısından kesinlikle kötü değil. Başarılı olarak değerlendirilmesi de mümkün. Tartışma ayrıntıları bir tarafa İşçi Partisi, Bristol kentinin meclis çoğunluğunu ve belediye başkanını bir bağımsızdan (eski liberal demokrat), Londra’yı ise Muhafazakarlar’dan almış durumda. 

vote labour

Seçimleri değerlendirmek için en başta izlenecek yol, toplam üstünlük sağlanan belediye meclisleri ve toplam meclis üyeleri sayıları. Bu açıdan İşçi Partisi’nin birinci parti olduğu net. 58 belediye meclisinde tam hakimiyet söz konusu. Ayrıca toplam meclis üyesi sayısı açısından da birinci parti durumunda. Buna karşın adadaki özgün sistemin özelliklerini de bilmek gerekiyor. İşçi Partisi’nin önceki dönemle karşılaştırıldığında tüm seçim çevrelerindeki toplam belediye meclis üyesi sayısı 18 adet azalmış durumda. Buna karşın uzmanlar İngiltere’de eskisi gibi sadece iki partinin domine ettiği bir siyasal ortamın olmadığını da vurguluyorlar. Örneğin evet İşçi Partisi 18 toplam meclis üyeliğini kaybetti, ama diğer yandan iktidardaki Muhafazakarlar toplamda 48 sandalye yitimi yaşadılar. Ayrıca İşçi Partisi’nin toplam sayı açısından sandalye kaybı yaşamasına karşın hakim olduğu meclisler açısından bir kayıp yaşamadığını belirtmek lazım.

Yeni liderleri Farron’la beraber Liberal Demokratlar toplamda geçen seçimlere göre 45 meclis üyeliği fazladan kazanırlarken, radikal sağ UKIP 25 yeni sandalye kazanmış oldu. Belirtmek lazım ki, bu iki partinin herhangi bir belediye meclisinde hakim grup olmaları pek rastlanan bir durum değil. Liberal Demokratlar toplam dört belediyede hakimken, UKIP’in bu şekilde hakim olduğu hiçbir belediye yok. Buna karşın büyük iki partiden giden sandalyeler bu iki partinin hanesine yazılmış durumda.

Ayrıca aynı gün İskoçya’da yapılan İskoç Parlamentosu seçimlerinde partinin İskoçya kolu olan İşkoç İşçi Partisi Kezia Dugdale liderliğinde geçen seçimlere göre 13 sandalye kaybedip İskoç Parlamentosu’nda İskoç milliyetçisi-sol olarak değerlendirilebilecek SNP ve Muhafazakarların ardından 3. sıraya gerilemiş durumda. Fakat İskoçya’daki durumun özel bir durum olduğunu da belirtmekte fayda var. Bir süre daha adanın ve Avrupa’nın gündeminde olacak İskoçya’da SNP’nin hızlı yükselişi, bağımsızlık eğilimlerinin kuvvetlenmesi, İskoçya’da yaşayanların kimlik çatışmaları özel kimi sonuçları da çıkarıyor. Örneğin SNP’nin son yıllardaki yükselişi, bu partinin ‘ayrılık’ yanlısı tutumu ve ‘ayrılık’ tartışmaları karşısında kendisini görece agresif olarak ‘birlik’ yanlısı konumlandıran Muhafazakar Parti ayrı bir çekişme içerisinde. Muhafazakarlar bölgede yaşayan ‘birlik yanlıları’ açısından farklı bir çekicilik unsuru. Bu ayrı ve daha ayrıntılı irdelenmesi gereken bir tartışma…Ayrıca bir ilginç bilgi : İskoçya’da ilk üç sıradaki partinin liderleri kadınlar. SNP’de Sturgeon parti başkanı, Muhafazakar’ların lideri Ruth Davidson ve İskoç İşçi Partisi’nin başında ise Kezia Dugdale bulunuyor. Dördüncü parti İskoç Yeşiller’inde de eşbaşkanlık olduğu düşünüldüğünde, eşbaşkan Maggie Chapman’la birlikte İskoçya’da siyasetin ‘zirvesinde’ toplumsal cinsiyet ve siyasal alan temsili açısından oldukça dikkat çekici bir durum var.

polling-station

Londra’dan seçim günü bir kare (kaynak: ibtimes.co.uk)

 

Labour Party’li Yeni Başkanlar: Bristol’de Marvin Rees; Londra’da Sadiq Khan

Şüphesiz Labour Party açısından yerel seçimlerin en önemli sonuçlarından birisi bir süredir yürütülen hak temelli, halkçı politik çağrıların biraz yankı bulması, bunun diğer partiler tarafından da cevap verilmek zorunda olan bir alan olarak belirmesiydi. Örneğin konut ve ‘ulaşım-altyapı vs.’ hizmetler ve ücretlerinin kontrol altına alınması gibi noktalarda Muhafazakar Parti bu tartışmalara uzak kalamadı. Seçimlerin genel kurgusu ve vaatler 1990’lardan oldukça farklı bir şekilde sosyal ve ekonomik sorunlar etrafında ve emekçi kitleleri merkeze alarak sürdürülüyor. Bu açıdan da eskiden yapılan ‘orta sınıf’ birey ve onun ihtiyaçları merkezli tartışma ve politik yaklaşımlar; güvencesizlik ve genel olarak emekçiler eksenine yöneliyor. Aynı zamanda seçimlere katılımda da gözle görünür bir artış söz konusu.

marvin rees

Marvin Rees

 

İngitere’deki sistemde, bölgeler nasıl yönetileceklerini önceki yıllardaki referandumlarla belirlemişler. Kimi yerlerde ( ki burada bir nüfus büyüklüğü durumu da var) doğrudan ‘belediye başkanı’ seçimi yapılırken, genelde, çoğunlukla ‘kabine sistemi’ denilen belediye meclis üyeleri seçimleri yapılıyor ve belediye meclis grupları oluşturuluyor. 5 Mayıs’ta 4 merkezde doğrudan belediye başkanı seçimi yapılmış oldu. Bunlar Londra, Salford, Bristol ve Liverpool. Bu seçimde bunların hepsini İşçi Partisi kazanmış oldu. Seçim öncesinde Londra Muhafazakar Parti’de, Bristol ise ‘bağımsız’ liberal 70 yaşındaki siyasetçi Ferguson’daydı. Sırf bu durum dahi İşçi Partisi açısından oldukça anlamlı bir kazanım.

sadiq khan foto

Sadiq Khan

Bunun dışında bir başka önemli yön dikkat çekiyor. Rees ve Sadiq Khan’ın kimlikleri. Kimlik derken ‘halk sınıflarından gelme’ kimlikleri, yoksul aile kökenleriyle öne çıkmalarını dikkate alabiliriz. Elbette Sadiq Khan’ın Müslüman ve Pakistan göçmeni olması, Marvin Rees’in bir siyah ve baba tarafından Afro-Karayip köklere sahip olması oldukça önemli. Bunların anlamı elbette göçmenler ülkesi İngiltere için ayrı bir önem. Fakat kimlik tartışmalarında sınıfsal kökeni dışarıda tutarak yalnızca etnisite ve inanç kimlikleri etrafında tartışmaya dahil olmak oldukça sıkıntı. Marvin Rees bu konuya dair Guardian gazetesine verdiği demeçte kendisi ve Sadiq Khan açısından ön planda tuttuğu durumları özetliyor. Rees, Khan’ın otobüs şoförü bir babanın çocuğu olmasını, kendisinin ise tek ebeveynli bir ailede oldukça ciddi yoksulluk içinde annesiyle sığınma evlerinde büyümek zorunda kalan geçmişini hatırlatıyor. İşçi Partisi’nin bu açıdan özel bir politik alan yarattığını vurgulayarak, hem Khan’ın hem kendisinin halk sınıflarından gelen özgeçmişlerine/kökenlerine vurgu yapıyor. Khan’la ortak noktalarının esasen bu olduğunu belirtiyor. Zaten Bristol seçimleri son düzlüğe girdiğinde Rees, bağımsız liberal Ferguson’un Bristol’un zengin elitlerini temsil ettiğini belirtiyordu. Ferguson ise Rees’in seçildiği takdirde, kentin önüne ‘siyaseti’ koyacak bir isim olduğunu vurguluyordu. Rees’in şimdiye kadar ki tutumları ‘apolitik’ bir ‘kentçilik’ yerine siyasal kimliği yoğun bir belediye başkanlığı yapacağını ortaya koyuyor. Bunun yanında ‘işçi sınıfı’ köklerinin vurgulanması bu seçime adeta damga vurdu. Salford’da İşçi Partili belediye başkanı Ian Stewart’ın göreve devam etmeyeceğini açıklaması sonrası önseçimlerde kazanan ve partisinin adayı olarak belediye başkanı seçilen Paul Dennett seçim için hazırladığı sitesindeki tanıtım sayfasında işçi sınıfı köklerini vurgulamış ve destek aldığı Unite sendikasını öne çıkaran bir yaklaşım göstermiş. Babasının emekli olmadan önce yerel elektrik santralinde bir tesisatçı olduğunu, annesinin temizlik işçisi olarak çalıştığını vurgulayan Dennett, kendisinin de eski bir çağrı merkezi çalışanı olarak sendikal mücadelesini öne çıkaran bir tanıtım hazırlamış. Hatta kendi tanıtım sayfasında ailece eylem fotosunu kullanmış. Bunların hepsi aslında İşçi Partisi taban siyaseti için de önemli noktalar. Corbyn’nin parti içi yarışı kazanmasında da bu tip bir taban hareketliliği bulunmaktaydı. Bu arada hatırlatmak lazım, Salford Manchester’ın hemen yakınında Engels’in de işçi sınıfı üzerine ünlü çalışması İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu adlı kitapta Manchester’la beraber gözlemlediği bir tarihi işçi sınıfı yerleşkesi…

paul_family_crop

Paul Dennett (sağda) (Dennett ailesi Salford’da eylemde)

İşçi Partisi lideri Corbyn, Bristol gibi bir güney – güneybatı kentinde kazanılan başarının oldukça önemli olduğunu vurguladı. İşçi Partisi’nin geleneksel kale diye tarif edilebilecek bölgeleri kuzey bölgeler. Bristol’de seçim almak, hele belediye rakipteyken seçim almak Manchester’da Liverpool’da seçim kazanmaktan elbette çok daha zor. Bu açıdan seçime katılımı da yükselten bir havayla Bristol’de seçim kazanmanın oldukça önemli bir anlamı var.

Sadiq Khan ismini kocaman bir dünya metropolünün başındaki isim olarak artık çok daha sık duyacağız. 8 yıl sonra Londra’da İşçi Partisi onunla kazandı. Kendisi Pakistan göçmeni bir Müslüman, bunun yanında daha önemlisi işçi sınıfı kökenli bir aileden geliyor ve tüm kampanyası konut sorunu, faturaların dondurulması gibi toplumsal eşitlik alanındaki vurgularla dolu. Şu an büyük bir polis gücü yanında birçok ülkenin toplam bütçesinden fazla bir bütçeyi de temsil edecek. İcraatları ve bunların sonuçları İşçi Partisi açısından da önemli bir gösterge olacak. Tabi Khan ve Corbyn’in arasının nasıl olacağı ise ayrı bir tartışma konusu. Khan’ın siyasal duruşunun Corbyn oranında bir sol arayışı içermediği biliniyor. Ayrıca Khan ileride parti liderliği için de ismi geçebilecek birisi…

Jeremy Corbyn, Labour MP for Islington North.

Jeremy Corbyn

 

Bu kısa yazıyı bitirirken, bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Corbyn partinin liderliğini kazanma sürecindeyken ve kazandıktan sonra İngiltere’de ‘seçkin siyasal uzmanlar’, sermaye çevrelerine yakın gazeteciler, Blair ve Blairciler; ve türlü elitler Corbyn’li İşçi Partisi’nin marjinalleşmeyle yüz yüze gelebileceğini, merkezden uzaklaşan İşçi Partisi’nin artık iktidar şansının kalamayacağını vurguluyorlardı. Bu seçimler öncesinde bile İşçi Partisi’nin sonuçlar açısından bir ‘felaketle’ karşılaşacağını vurgulayanlar vardı. Oysa ilk sınav olan bu yerel seçimlerde hiç de öyle bir durum gerçekleşmedi. Blair’in İşçi Partisi’nin başına geldikten sonra ilk yerel seçim sınavında partinin aldığı toplam oranla karşılaştırıldığında, Corbyn’nin lider olarak partisinin başında kazanmış olduğu oy oranı toplamda 1 puan fazla bile… Aslında kimi medya organlarındaki ‘başarısızlık’ imalı başlıklar seçkinlerin-elitlerin, partinin sağ kanadının ve üst sınıfların belki de gönüllerinden geçirdikleri…Buna karşın neresinden bakılırsa bakılsın Corbyn ve partisi iyi bir sınav verdi. Dünyadaki ‘halkçı’ arayışlar ve yeniden umut olma noktasında ‘radikal halkçı’ bir yönelim açısından ilerisi için ne yapılacak ? Onu hep beraber göreceğiz…

 

Yazı halkci.org için yazılmıştır. Görseller için theguardian.com, ibtimes.co.uk, telegraph.co.uk, marvinrees.co.uk internet sitelerinden yararlanılmıştır.