Kategori Arşivi: Türkiye’den

CHP Cumhuriyet ve Demokrasi Buluşması İçin Taksim’e Çağırıyor !

chp-den-taksim-de-demokrasi-mitingi
facebooktwittergoogle_plusmail

halkci.org – (23 Temmuz 2016)

 

15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası, bir yandan bu kanlı darbe girişimine toplumun farklı kesimlerinden ciddi toplumsal tepkiler sürerken, diğer yandan da genel olarak ülkenin gidişatı yönündeki endişelere karşı CHP Taksim’de büyük bir buluşma çağrısı yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin çağrısıyla gerçekleşecek olan Cumhuriyet ve Demokrasi buluşması yarın saat 18. 00’da İstanbul Taksim Meydanı’nda…Sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve farklı siyasal yapıların da destek vermesi beklenen buluşmaya katılımın oldukça yoğun olması bekleniyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’ün ifadesiyle “düzenlenecek mitingin sadece CHP veya seçmenlerine yönelik değil”…Ülkenin geçirdiği zor süreçler içerisinde emek ve demokrasi güçleri açısından da oldukça önemli olan miting Cumhuriyet ve Demokrasi vurgusuyla dikkat çekiyor.

TBMM CHP GRUP TOPLANTISI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 19 Temmuz’da TBMM CHP Grup Genel Kurulu Toplantısı konuşmasında ‘özgürlükçü demokrasi’ye vurgu yaparak şunları belirtmişti:

“Sevgili vatandaşlarım, farklı görüşlerimiz olabilir. Benim görüşlerimi, dünya görüşümü benimsemeyebilirsiniz, benim ekonomiyle ilgili, siyasetle ilgili görüşlerimi beğenmeyebilirsiniz ama hepimiz demokrasi paydasında bir arada olmak zorundayız. Bu ülke bizim ülkemiz. Biz çocuklarımıza yaşanacak bir Türkiye bırakmak zorundayız; sokaklarında, caddelerinde, evinde, fabrikasında, parklarında yaşanacak bir Türkiye’de çocuklarımız özgürce gezebilmeli. Bunun tek bir yolu var: Tam demokrasinin olduğu Türkiye, özgürlükçü demokrasinin olduğu bir Türkiye, herkesin düşüncesini özgürce açıkladığı bir Türkiye. En büyük arzumuz budur. Ve biz çocuklarımıza yaşanacak bir Türkiye bırakmak zorundayız. Bu bizim namus borcumuzdur, namus borcu…”

 

Halkçı olarak 24 Temmuz Pazar günü gerçekleşecek bu buluşmanın Türkiye demokrasi mücadelesinde önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda ‘laik, eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye’ için Cumhuriyet ve Demokrasi buluşmasının önemine ilişkin Halkçı‘nın kısa açıklaması aşağıdadır:

 

 

halkçı panklart

Bir Klişe: “Darbecilerin Takımı MKE ANKARAGÜCÜ!”

adil ankaragücü
facebooktwittergoogle_plusmail

Anıl Toygar – (10 Temmuz 2016)

 

Memleket dahilinde ezbere bilinenler dışında, doğru bilinen, çok söylenen ama çok azı doğru “gerçekler” mevcuttur. Bunları ekseriyetle en iyi tanımlayan söz -biraz da klişeleşmiş olmakla birlikte- hiç şüphesiz Uğur Mumcu’nun “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” ifadesidir. Klişe, TDK sözlüğüne göre basmakalıp söz ve görüş olarak tanımlanıyor. Bu yazı son 34 yıldır envai çeşit spor tellalının diline pelesenk ettiği bir mevzuya ilişkin oldukça siyasi bir durumu tüm açıklığı ile tartışma iddiasındadır. Bu yazı, selamlaşması, bıyık bırakması, etek giymesi, kafasına taktıkları, bebesine koyduğu isimleri bile politize olmuş bir coğrafyanın yakın tarihine futbol üzerinden bakarak, aslında gerçeğin de hiç öyle büyük çoğunluğun düşündüğü gibi olmadığını ve bu dillere pelesenk edilen mevzunun ne kadar da zorlama olduğunu gösterme niyetindedir. 80 darbesinin bu coğrafyadaki insanlara, doğaya tarihe neler ettiği başkaca mecralarda türlü çeşitli anlatılagelmiştir. Buradaki amaç aslen darbe mağduru olan köklü bir camianın nasıl kolaycılığa kaçılarak itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı, gerçeğin ne olduğunu ortaya koymaktır. Yazı sonunda darbeci/darbe mağduru ikilemine ilişkin değerlendirme okuyucuya bırakılacaktır.

Mke Ankaragücü… 1910 yılında Zeytinburnu’nda İmalat-ı Harbiye işçileri tarafından kurulan bir işçi takımı. Ankara’ya tayininin çıkışı cumhuriyet sonrası döneme tekabül ediyor. Amacımız burada ayrıntılı bir kulüp tarih anlatısından ziyade Mke Ankaragücü’nün nasıl politik bir obje haline geldiğini anlatmak olduğundan doğruca 13 Mayıs 1981 tarihine gidiyoruz. 1980-1981 futbol sezonu darbeye de ev sahipliği yapması açısından olduğu kadar bir başka ilginçliği de bünyesinde taşımakta o dönem. Bir ikinci lig takımı olan Mke Ankaragücü Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi rakiplerini de yenerek Türkiye kupasında finale çıkıyor. Finalin ilk ayağında Mke Ankaragücü rakibi Boluspor karşısında 2-1 galip ve bir hafta sonra Bolu’daki rövanş için göreceli bir avantaja sahip… Göreceli diyoruz çünkü anlaşılacağı üzere kupada son söz Boluspor’un sahasında söylenecek. Bir ikinci lig takımınının buralara kadar gelmesi bugün bile büyük mesele sayılıp sempati toplayabilecekken, “toptancı” ve “tümevarımcı” kimi “sol” çevrelerce çeşitli zorlama suçlamalara konu edilecektir. Arif Kızılyalın 12 Mayıs 2015 tarihli Cumhuriyet gazetesinde finale gelene kadar oynadığı Beşiktaş ve Fenerbahçe maçlarında da Sadık Deda’nın “taraflı” yönetiminin Mke Ankaragücü’nün önünü açtığını ifade etmektedir. Kızılyalın’a göre darbeciler tarafından belirlenen Merkez Hakem Komitesi Sadık Deda’yı bu kez de final maçına vererek Mke Ankaragücü’nün kupayı alması için çaba göstermiştir. Deda da buna hizmet eder şekilde 0-0 giden maçın 81. Dakikasında Boluspor’un “Kunta Kinte” lakablı Ermeni futbolcusu Minas Asa’nın “buz gibi” golünü yardımcı hakem Baki Özcan’ın uyarısıyla iptal ederek kupayı Mke Ankaragücü’ne adeta hediye etmiştir. Günümüzün teknolojileriyle bile çoğu zaman net karar verilemeyen ofsayt pozisyonlarına rağmen Kızılyalın siyah beyaz bi kaç dakikalık görüntülerden o pozisyonun nizami bir gol olduğundan gayet emin gözüküyor! Tam da burada devreye 25.04.2012 tarihli Sabah Gazetesindeki Minas Asa röportajı ile Erhan Öztürk giriyor ve hakemin önce golü verdiğini, sonra tribündeki yüksek rütbeli subayların yan hakemi yanlarına çağırarak golün iptal edilmesini sağladıklarını ifade ediyor. Tüm bunlar Bolu Şehir Stadı’nda, tıklım tıklım tribünler önünde ve maçın bitmesine az bir süre kala ve önce gol verilmesine rağmen birkaç rütbeli subayın talimatıyla oluyor. Neyse ki Erhan Öztürk bu gülünç iddiayı tarafına yani Sadık Deda’ya da soruyor:

“Golü yardımcı hakemimin bayrağıyla iptal ettim… Askerle konuşup golü iptal ettiğim iddiası doğru değil. Çok güzel bir maç yönettim. Yardımcı hakemlerim kimdi hatırlamıyorum. Ben golü iptal ettiğimde top kaleye gitmemişti bile. Aktif alanda bulunan bir Bolu oyuncusundan dolayı iptal kararımı vermiştim. Müsabakanın bitiminde bir gerginlik olmadı. Askerle falan konuşmadım. Böyle birşey olmaz, olamaz.”

Minas Asa’ya göre bu olay yaşanmasaydı Bolu şehrine kendisinin heykeli dikilecekti. Şehrin ortasına bir azınlık mensubu sporcunun heykelinin dikilebilmesi faşist bir cuntanın katliamlara giriştiği bir ortamda ne kadar akla yatkın bunu okuyucuya bırakarak dönemin Mke Ankaragücü başkanı Sabri Mermutlu’ya kulak verelim. Mermutlu, Soner Yalçın tarafından hazırlanan Oradaydım belgeselinde o dönem Evren cuntasının partileri ve hatta meclisi bile kapattığını ve ne isterse olacağını anlatırken “lige çıkarılma” olayının hiç de şimdi konuşulduğu gibi önceden planlanmadığını anlatır. Mermutlu lige çıkarılma kararını kupayı aldıkları günün ertesinde Ankaralı spor gazetecilerinden almıştır. Bu konuyla ilgili bir yargıya varmadan evvel dönemin koşullarını göz önüne alarak insanların yaşlarını büyüterek idamlarının infaz edildiği, “asmayalım da besleyelim mi?” sözüyle ifade edilen bir dönemden bahsedildiğini de unutmamak gerekir. İddiaları güçlendirmek için ortaya atılan bir başka dezenformasyon da Mke Ankaragücü’nün kupayı Kenan Evren’in ellerinden aldığı iddiasıdır. Evet Mke Ankaragücü Evren’in elinden bir kupa almıştır ama o Bolu’daki kupa finali değil, Ankara’daki maçta Trabzonspor’u 1-0 yenerek aldığı Devlet Başkanlığı kupasıdır.

kupa

Bu görüntü akabindeki senelerde de başkaca kulüpler için de tekrarlanmış ancak ne ilginçtir ki sadece Mke Ankaragücü’nün darbeciliğini “görselleştirmek” için kullanılmaktadır. Oysa ki Mke Ankaragücü kulübü o döneme kadar sadece bir kere küme düşmüş, kupayı müzesine götürdüğü sezon lider 20 maçta 17 penaltı kullanmasına rağmen tek bir penaltı bile kullanmamıştır. Belki o sezon bir üst lige çıkmaları mümkün olamamıştır ancak Mermutlu’nun deyimiyle kupayı almalarına rağmen lige çıkarılmış olmaları kendilerinde buruk bir sevinç yaratmıştır. Peki tüm bunlar Mke Ankaragücü camiasını darbeci yapar mı? Mke Ankaragücü yönetiminin böyle bir tasarrufa hayır diyebilme ihtimali var mıydı? Darbecilerin anayasasına %92 ile onay verildiği bir ortamda hiç bir kulübün böyle bir şeyi aklından bile geçirebilmesi olanaksızdı. Peki hal böyleyken bu durum Mke Ankaragücü’nü darbeci mi yapar yoksa kendi solculuklarını pekiştirmek için ağzında darbecilerin takımı diye Mke Ankaragücü’nü düşürmeyen sahte aydınları gördükçe darbe mağduru mu yapar? 13 maç üzerinden oynanan bir turnuvada alt liglerden gelip şampiyon olmanın bugün bile örneği görülemezken, böylesine efsanevi bir başarıyı cahillik, bilgisizlik ya da belki de kötü niyetli olarak darbecilerin takımı diye yaftalamak, yukarıda örneklerini sunduğumuz şekliyle dezenformasyonla karalamaya çalışmanın ya da pozisyon alma gayretinin adı nedir?

Türk futbol tarihinde hülleleri ve birleşmeleri bir kenara koyacak olursak, benzer şekilde siyasi kararlarla lige çıkarılmış ligde tutulmuş takımlar var mıdır? Eğer bu bir darbe ise tek mağduru Mke Ankaragücü müdür? Peşin hükümle Mke Ankaragücü’nü darbeci yapanların bilmediği şey de budur ki 1986-1987 sezonunda Mke Ankaragücü’nün yararlandığı uygulamadan Bursaspor ve dolaylı olarak Kocaelispor da faydalanmış ve küme düşmekten kurtulmuşlardır. O sezon ligin son dört sırasındaki Diyarbakırspor, Antalyaspor, Bursaspor ve Kocaelispor’un ligden düşen takımlar olmuşlardı. Ancak 1985-1986 sezonunda Türkiye Kupası finalinde Altay’ı 2-0 yenerek kupayı alan Bursaspor Ankara Bölge İdare Mahkemesi kararıyla alt lige düşmekten kurtuldu. Düşme hattındaki bir diğer takım Kocaelispor da ligde bırakılan Bursaspor’un üzerinde ligi tamamladığı için ligde kalan bir diğer takım oldu. Başka bir değişle Bursaspor kupayı alınca o da ligde kalmış sayıldı. “Başarısız” darbe girişimleri de olmadı değil yakın zamana kadar. Örneğin 2005-2006 sezonunda AKP Samsun Milletvekili Ahmet Yeni ve Diyarbakır Milletvekili İrfan Rıza Yazıcıoğlu Baykal’ın da destek verdiği profesyonel liglerden düşmenin kaldırılması için kanun teklifi vermişlerdi.

Geriye dönüp bakıldığında görülecektir ki toplum olarak kaçırdığımız şey aslında çok basit. Siyaset, hayatın her alanında iken, her nefes alışımız bile artık siyasi bir eylem haline gelmiş iken siyaseti ya da aslında daha doğru bir betimlemeyle muhalefeti toplumun dışında bırakmak çabası… 12 Eylül rejimi tam olarak da bunu amaçlıyordu. Siyasete, sanata, tarihe ve spora yani insana yön verme, koşullarını ve çerçevesini belirleme çabası her faşist rejimde olduğu gibi 12 Eylül rejimi için de vakıa idi, futbol ise bunları gerçekleştirme çabasında diğerlerinden ayrılamayacak önemde bir aygıt… Elde Kuran ile yapılan mitinglerin, arabeskin, köşe dönmeciliğin, adam sendeciliğin, serbest piyasanın yerleştirildiği bir darbe kuşağında, cuntanın rejimini meşrulaştırma çabalarından birisiydi dönemin “Bastır Ankaragücü”sünü kendi kokmuşluğuna teşne etmek… İşte olay aslında bu kadar basit ve aslında o nispette de karmaşık. Dünya üzerinde de tüm baskıcı ve faşist rejimler de bu tip sihirli kısa yollar bulmuşlar kendilerine… Salazar -ki yine bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlarca Franco’ya mal edilerek Fado/Fiesta/Futbol dedikleri- 3F ile yani Fado (eğlence), Futbol ve Fatima (din) ile formülize etmişti rejimini. Hitler’in 1936 Berlin Olimpiyat oyunlarını kendi rejimini gizlemek için nasıl bir fırsat olarak olarak değerlendirdiği yine arşivlerdeki yerini korumaktadır. Günümüzde ülkemizde yapılan uluslar arası bir tenis organizasyonunda bile Başbakan’ı geçtim Belediye Başkanı ve hatta Spor İl Müdürü’ne plaket verdirmesi de yine aynı bu evrensel zihniyetin bir yansımasıdır. Her şey kontrol et, tanımla, sınırla ve bu tanımın ve sınırın dışında kalan her şeyi yaftala, ötekileştir ve cezalandır. Bu egemen dilin bu ülkedeki en büyük mağdurlarından birisi hiç şüphesiz Mke Ankaragücü’dür. Bu Mke Ankaragücü’nü de darbeci, cuntacı, Evrenci yapmaz; yapsa yapsa tüm bunların hepsinin birden mağduru yapar.

Yazı halkci.org için yazılmıştır. Görseller için ankaragucutarihi.blogspot.com adresinden yararlanılmıştır.

21. Yüzyıl, Radikal Halkçılık ve CHP Üzerine Notlar

Protesters wearing Guy Fawkes masks wave Turkish national flags bearing a picture of Turkey's founding father Ataturk during a demonstration at Taksim Square in Istanbul
facebooktwittergoogle_plusmail

M. Berkay Aydın – Politikyol.com  (01 Haziran 2016) 

 

Solun veya sosyal demokrasinin krizi veya geleceği üzerine uzun yıllardır hatırı sayılır tartışmalar, çok geniş kitlelerin gündelik ilgi alanlarına girmese de, sürüp gidiyor. Bu tartışmalar sadece Türkiye’ye özgü değil elbette. Türkiye’deki olağanüstü kabul edilebilecek siyasal süreçler bir yana bırakılırsa, tartışma dünyanın genelinin tartışması… Bu tartışmalara dünya çapındaki siyasal gelişme, toplumsal gerilimler ve arayışlar çerçevesinde bakabilmek, yeni dönemin politik zeminini ve olası gelişmelerini anlamak adına çok önemli bir nokta… Devamını oku

Halkçı Düşünce Derneği Açılışını Yaptı

halkçı 1
facebooktwittergoogle_plusmail

halkci.org (01 Haziran 2016)

 

Bir süredir internet sitemiz halkci.org’un da dahil olduğu çalışmalar ve ilişkiler genişleyerek Halkçı Düşünce Derneği tartışmalarını gündeme getirmişti. 29 Mayıs 2016 günü yapılan açılışla Halkçı Düşünce Derneği’nin merkezi hizmete açılmış oldu. 21. yüzyılda eşitlik, adalet ve özgürlük arayışlarına düşünsel ve pratik olarak katkı yapma amaçlı kurulan derneğin merkezi Kızılay’da İnkılap Sokak 15 /18 adresinde bulunuyor. Dernek mekanı ortak kullanımla aynı zamanda Halkçı Gençlik’in Ankara’daki çalışmalarına da ev sahipliği yapacak. Devamını oku

19 Mayıs’a Engellemeler Sökmedi

anıtkabir giriş
facebooktwittergoogle_plusmail

halkci.org – (20 Mayıs 2016)

 

19 Mayıs için onbinlerce insan Ankara’da Anıtkabir’i ziyaret etti. CHP’nin Güvenpark’tan Anıtkabir’e yürüyüş programına Ankara Valiliği’nden önce engelleme sonrasında ise sergilenen kararlı tutum sonrası ‘izin’ çıkmıştı. Valiliğin ‘güvenlik gerekçesi’ ile yürüyüşün engellenmesine yönelik tutumu ve çeşitli şekillerde kamuoyunun gündemine getirilen ‘bombalı saldırı ihbarları’ vb. haberlere karşın halkınve CHP’lilerin kararlı tutumuyla 19 Mayıs sabah 10.30’da Güvenpark’ta başlayan yürüyüş onbinlerce insanın katılımıyla Anıtkabir’de son buldu.

mamak ilçe anıtkabir Devamını oku

19 Mayıs’ta CHP Gençliği Anıtkabir’e Yürüyor

Ankara Anıtkabir gece görünüşü
facebooktwittergoogle_plusmail

halkci.org – (18 Mayıs 2016)

 

2016 yılı 19 Mayıs ‘Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’ etkinlikleri tüm Türkiye’de halk tarafından çeşitli şekillerde gerçekleştirilecek. Birçok belediyenin ve sivil toplum örgütünün öncülüğünde akşam meşaleli yürüyüşler ve çeşitli etkinlikler organize edilirken, elbette en büyük katılım Anıtkabir’e yapılacak ziyaretlerde yaşanacak. Anadolu Ajansı haberi olarak, IŞİD’in 19 Mayıs günü eylem gerçekleştirme tehlikesinin olduğu ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 81 ilin müdürlüklerine ek güvenlik önlemleri alınmasını belirten yazısının kamuoyunda duyulmasıyla farklı bir tartışma yaşansa da, 19 Mayıs’ta özellikle Anıtkabir ziyaretlerinde önceki yıllarda olduğu gibi ciddi katılım bekleniyor. Devamını oku

Halkçılık Nedir ? – 2

Resim1
facebooktwittergoogle_plusmail

paracomandante – (12 Mayıs 2016)

 

Marx 1848’de sokakları izliyor ve Engels’le beraber Komünist Manifesto’yu yazıyorlar. Kitabın son bölümünde devrimci acil bir önlem planı önerilir. Herkes bunları bildiği için burada tekrarlamaya gerek yok. Çok sonra 1871’de yine sokakları izlerler ve bu sefer 1872’de devrimci programın birden çok olabileceği notunu eklerler. Durum değişmiştir. Peki bu keskin geçişin sebebi nedir? Esasında tüm Marksistlerin bildiği bir şeyi Althusser çok açık bir dille neredeyse bir yüzyıl sonra söyler. Sınıf savaşı, futbol sahasında karşılaşan iki takımın “hadi şimdi savaşalım” demesiyle ortaya çıkan bir olgu değildir. O halihazırda oradadır, zaten içindesiniz, ancak görebilmek için ideolojik bir duvarı aşmanız gerekir. Buradaki amacım Althusser’in ideoloji teorisi üzerinden, bir kez daha içinden çıkılamaz bir sistem analizini geliştirmek değil, esasında bugünkü politik sorun çok başka bir yerdedir: kitleler “ne yaptığını bilmeden” kapitalizme karşı mobilize olabilirler mi? Yani ideolojik duvarı aşmamız gerekmeden, entelektüel birikimimiz ve bilgimizle değil ama arzumuzla bunu yapabilir miyiz? “Halkçılık nedir?” sorusunun ikinci odağı işte bu konudur. Devamını oku

Halkçılık Nedir?

hasan-oğlan-1941_670
facebooktwittergoogle_plusmail

paracomandante – (7 Mayıs 2016)

 

Halkçılık Nedir?

Kimi zaman bazı şeyler yanlış gider ve yanlış yaptığımızı ancak ısrara son verip bir süre nefes alırken fark ederiz. O küçük soluklanma sırasında elimizdeki aletleri, kullandığımız yöntemi ve yapacağımız işi gözden geçirme imkânı doğar çünkü. Sanki tam olarak böyle bir andayız. Yöntemimizi ısrarla savunurken bir şeyler ters gitmiş ve istemediğimiz bir sonuç vermiştir. Ve sorunu düzeltip, her şeyi eski yerine koyup, yeni bir başlangıç yapmak istediğimizde, bu sefer yöntemi değiştirmek gerekir. Bu oldukça basit bir şey, farkında olmadan bunu her gün yapıyoruz, ancak elimizde başka bir yöntem yok ise ne yapacağız? Devamını oku

CHP’den Geri Dönüşüm İşçileriyle İlgili Basın Toplantısı ve Panel

13100892_10204691193799911_6968805143562715450_n
facebooktwittergoogle_plusmail
halkci.org – (30 Nisan 2016)
CHP İstanbul İl Başkanlığı Sosyal Politikalar ve Uluslararası İlişkiler Komisyonu tarafından organize edilecek etkinliklerde ‘geri dönüşüm işçilerinin’ sorunları masaya yatırılacak. 30 Nisan 2016 günü saat 13.30’da (ilk açıklanan etkinlik saati olan 11.30’dan, etkinlik saati 13.30’a kaydırılmıştır) CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı basın toplantısında partililer dışında geri dönüşüm işçileri de hazır bulunacak.
Aynı gün akşam saat 18.30’da ise yine CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında ‘Rantsal Dönüşüm Değil Geri Dönüşüm’ adlı panel gerçekleştirilecek. Panele aynı zamanda halkci.org yazarları olan Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Dinçer Mendillioğlu ve akademisyen Dr. M. Berkay Aydın katılacak. Geri dönüşüm işçilerinin sorunları, sorunlara çözüm önerileri yanında yeni dönemin ‘güvencesiz’ çalışmadan kaynaklı sorunları ve ‘siyasetin’ de tartışılacağı panele yine partililer yanında geri dönüşüm işçileri ve farklı sektörlerden güvencesizliği deneyimleyen emekçilerin katılımı bekleniyor.
13100892_10204691193799911_6968805143562715450_n
Not:
CHP İstanbul İl Başkanlığı adresi: Bereketzade Mah. Okçu Musa Cad. No 11 Kat 5 Şişhane, Beyoğlu. (İstanbul)

Artvin Cerattepe’den Geriye Kalan

cerrattepe
facebooktwittergoogle_plusmail

Ümit Süha Ünal – (24 Şubat 2016)

Artvin Cerattepe Direnişi üzerine yazacaklarımız varsayımlardan değil gözlerimizin gördüklerinden kulaklarımızın duyduklarından yola çıkacaktır. Roma İmparatoru Julius Sezar’ın Anadolu’da söylediği rivayet edilen “Geldim, gördüm, yendim.” sözünü duruma uyarlayabiliriz o zaman; “Gittik, gördük, yazdık.” diyebiliriz. Öyleyse adetimiz olmadığı üzere kalemimiz iddialı davranabilir ve önyargıyla Cerattepe meselesine yaklaşanları okumaktan men edebilir. Kim mi bu men ettiklerimiz? Birincisi, havuz medyası argümanları ile her toplumsal başkaldırıdan teröristlik, PKK bağlantısı ve dış mihrak ajanlığı çıkartmayı başaranlardır. İkinci grup arkadaşlarımız ise ‘ülkenin doğusu yanarken ve Kürt meselesi bu kadar sıcakken Cerattepe ile mi ilgileneceğiz’ demeyi başaranlardır. Bizim muhataplarımız memleketin içine düştüğü cehennem ortamında Cerattepe’deki cennetin umudunu arayan halkımızdır. Artık, gönlümüz rahattır, yazacaklarımıza geçebiliriz, sizler de okuyabilirsiniz. Devamını oku

« Older Entries Recent Entries »