Kategori Arşivi: Emek ve Toplumsal Muhalefet

Renault İşçileri Direnişte

bmis işçi 2
facebooktwittergoogle_plusmail

halkci.org (15 Mayıs 2015)

 

Metal sektöründe bir süredir devam eden tartışmalar hem sendikaları, hem işçileri hem de MESS’i (Metal Sanayicileri Sendikası- işveren sendikası) ilgilendirdiği gibi aslında tüm Türkiye’yi ilgilendiriyordu. Bursa’da Renault Fabrikası’nda işçiler, işverenin yetkili sendika ile yapılan sözleşmenin dışında bir ‘zam’ veya değişiklik olmayacağını bildirmesi üzerine fabrikada üretimi durdurdu, binlerce işçi direnişe geçti. Devamını oku

Yaşasın 1 Mayıs !

1 mayıs amca
facebooktwittergoogle_plusmail

Halkci.org – (1 Mayıs 2015)

 

mayday-3

8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat serbest zaman talebini betimleyen illüstrasyon http://bellacaledonia.org.uk/ adresinden alınmıştır.

Tüm dünyada ‘emeğin/emekçilerin günü’ olarak bilinen 1 Mayıs’ın kökleri işçi sınıfının mücadelesine dayanıyor. Rosa Luxemburg ve birçok önemli düşünür, 1 Mayıs’ın köklerini tartışırken, Avustralya’lı işçilerin 1856’da Melbourne kenti merkezli ‘8 saatlik işgünü’ mücadelesi eksenli eylem, etkinlikler ve bir günlük ‘genel grev’ ilanına gönderme yaparlar. ABD’de Amerikan İşçi Federasyonu (AFL)’nin 1886 1 Mayıs’ında yine ‘8 saatlik işgünü’ talebiyle grev ve gösterileri bu tarihin evrensel bir tarih olmasında oldukça önemli bir yere sahip oldu. Chicago’daki eylemlere binlerce işçinin katıldığından bahsedilir. 3 Mayıs’ta polisin üç işçiyi öldürdüğü olaylar yaşanır. Haymarket Olayı olarak bilinen olay ise 4 Mayıs’ta gerçekleşecektir; işçi ölümlerini protesto eden mitingin sonlarına doğru tam olarak netleştirilemeyen şekilde polislerin olduğu bölgeye ve kürsüye yakın bir alana bomba atılır. Sonrasında yüzlerce işçi tutuklanır, kimi işçi liderleri idamla cezalandırılır. Olaylar sonrasında sıklıkla gündeme gelecektir. 1889’da 14 Temmuz’da ilk kongresi gerçekleşen, ağırlıkla Avrupa merkezli sosyalist partiler ve işçi partilerinden oluşan İkinci Enternasyonal bu ilk kongresinde 1 Mayıs’ı Uluslararası İşçi Günü/Emeğin Günü olarak gündemine aldı…Kimi kaynaklarda belirtildiği şekliyle 1891’de, Brüksel’deki Enternasyonal’in ikinci kongresinde ise resmi olarak tanınmıştır. Kimi kaynaklarda ise ‘Haymarket Olayları’na aslında Enternasyonal’in kararında değinilmediği hatırlatılarak, 8 saatlik işgünü ve işçi hakları için belirlenen bir tarihten bahsedilir.  Devamını oku

‘Prekarya’ Tartışması : Yeni Bir Sınıf mı? İşçi Sınıfının Parçası mı?

precarious work
facebooktwittergoogle_plusmail

M.Berkay Aydın – (05 Nisan 2015)

Güvencesizlik son yıllarda çok daha fazla konuşulan bir kavram oldu. Günümüzün kapitalizmi çalışanları, ki nüfusun çok çok büyük bir ağırlığı, artık daha güvencesiz bir geleceğe doğru atıyor. Bu durum çok geniş kesimler için geçerli, sadece ‘az gelirli/niteliksiz’ olarak tanımlanan işler değil, kapitalizmin güncel sürecinde adeta koca bir hayat ‘güvencesizlikle’ tanımlanır hale geliyor…Bahsedilenler sadece Batı’da refah devletinin çöküşüyle de açıklanabilir halde değil. İş, günlük yaşam ve kocaman hayatlar adeta güvencesizliğin yansımaları halinde… Devamını oku

Sendikalar Ne Durumda? : 2015 Ocak Ayı Verileriyle Türkiye’de İşçi Sendikaları Panoraması

miner-smoking
facebooktwittergoogle_plusmail

M. Berkay Aydın – (03 Nisan 2015)

Türkiye’de sendikalar ve emekçilerin örgütlülüğüne ilişkin oldukça fazla çıkarım, değerlendirme ve temenni yapıldığı görülmekte, buna karşın yasalarla düzenlenen çerçeve, işkolları, toplam işçi sayıları, Konfederasyonlar veya sendikaların genel bir panaroması çok da öne çıkartılan bir durum değil. Toplumsal mücadelenin yükselişi dönemlerinde ara ara kulaklara çalınan ‘genel grev’ veya benzeri durumların oluşabilmesi her ne kadar tamamen belirleyici olmasa da bu genel panaroma ve ‘sendikaların’ güncel durumlarına bağlıdır… Devamını oku

Zorunlu Göçten Zorunlu İşçileşmeye Görünmez İnsanların Hayata Tutunmasının Adı: Geri Dönüşüm İşçileri

10394127_1446776345586869_8833563035718187247_n2
facebooktwittergoogle_plusmail

Dinçer Mendillioğlu – (03 Nisan 2015)

Belki hepimizin günaşırı gördüğü belki görüp görmezden geldiği oysa ne çok onlar diye düşündüğümüzde karşımıza çıkarlar. Kim onlar? Geri Dönüşüm İşçileri. Ellerinde çek çekleri ağızlarında tutturdukları türküleriyle binlercesi büyük kentlerin sokaklarında dolaşırlar. Bazen onları görür yolumuzu değiştiririz bazense hiç görmezden geliriz. Bir defa dahi göz göze gelmişliğimiz yoktur aslında. Devamını oku

PODEMOS (YAPABİLİRİZ!): Halk Eliyle Politika

andrewdloan3
facebooktwittergoogle_plusmail

Andrew Dolan – RedPepper – (Şubat 2015)

Andrew Dolan’ın, İspanyol siyasetini dönüştüren, halk-devinimli Podemos Partisi’nden Eduardo Maura ile yaptığı ropörtaj.

Kuruluşunun üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişken, popülist bir sol-kanat partisinin üye sayısı 200.000’i aşarak İspanya’daki kamuoyu yoklamalarında zirveye oturdu. Partinin lideri Pablo Iglesias, tüm İspanyol politikacıları arasında en büyük halk desteğine sahip bir lider ve henüz 2014’ün Ocak ayında ortaya çıkmış olmasına karşın, kamuoyu yoklamalarına göre, Podemos bir dahaki seçimlerde ülkenin en büyük iki partisinden birini veya her ikisini birden geçecek ve hatta hükümette yer alacak.

Devamını oku

Anarşizm ‘Pop’laştığında

anark
facebooktwittergoogle_plusmail

Paolo Gerbaudo – opendemocracy.net –  (06 Kasım 2013)

Şimdiki protesto kültüründe birbirinden uzak ideolojiler olan anarşizm ve ilerici popülizm neoliberal “korporatif devlet” eleştirisi ve kitle ayaklanmasının yeni bir tahayyülü etrafında bir araya geliyor.

 

“GTFO: Defolun!” Daha önce indignaos ve Occupy gibi benzerlerinde tezahürleri görülen; bugünkü radikal politikanın genel eğiliminde (zeitgeist)[1] en pervasız yöntemleriyle yoğunlaşan bu istek, 5 Kasım 2013’teki Anonim Milyon Maske Yürüyüşü[2] mobilizasyonuyla bağlantılı birkaç video aracılığıyla nefret edilen siyasi elitlere yöneltildi.

Devamını oku

Siyaset ve Bilinçdışı – Ernesto Laclau’yla Görüşme

Laclau
facebooktwittergoogle_plusmail

Jason Glynos[1] ve Yannis Stavrakakis[2] – Birikim – (Kasım 2013)

 

2014 senesi Nisan ayında 78 yaşında kaybettiğimiz Arjantinli politik kuramcı Ernesto Laclau’nun anısına…

 

Giriş: Psikanaliz ve Siyaset

Ernesto, çoğu kez çalışmalarının odak noktasının esas olarak teorik olduğunu ve özellikle ‘siyasal ontoloji’ olarak tanımladığın şeye katkıda bulunduğunu ifade ettin. Diğer taraftan, teori yapmayı, tamamen spekülatif bir girişim olarak görmediğin de ortada. Örneğin, teorik çalışmanın somut pratiklerimizden ve alan çalışmalarından elde ettiğimiz deneyimler tarafından bilgilendirilmesi gerektiği yönündeki iddianda bu açıkça görülüyor.

Devamını oku

Recent Entries »