Ertem Eğilmez ve Arzu Film Ekolü

ertem eğilmez
facebooktwittergoogle_plusmail

Özgür Ilgın – Açık Günlük (3 Mayıs 2015)

 

Ertem Eğilmez bu ülkenin tüm insanlarının üstünde anlaşıp mutabakata varabileceği pek az ortak değerden biridir. Eğilmez bir politikacı, Arzu Film de bir parti olsa üçüncü dünya diktatörlüklerinin ülkede demokrasi havası varmış havası vermek için yaptıkları hileli hurdalı düzmece seçimlerde aldıkları %90’lı %95’li oyları hilesiz hurdasız ve güle oynaya alırdı. Biz de güle oynaya oy verirdik. Ertem Eğilmez’in üslubunu ve Arzu Film ekolünü bu derece sahici ve cazip kılan nedir? Gelin Hep birlikte inceleyelim.

Trabzonlu Bir İktisatçı

Ertem Eğilmez, 1929 yılında Trabzon’da dünyaya gelir. Bir süre sonra babasının işleri dolayısıyla Konya’ya taşınırlar ve Eğilmez ilk ve orta öğrenimini Konya’da tamamlar. Eğilmez İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun olur olur ve daha sonra babası ile birlikte bir bakkal dükkanı çalıştırmaya başlar. İş ve ilgi alanı konusunda biraz maymun iştahlı olduğu anlaşılan Ertem Eğilmez sinemaya gelene kadar bir sürü değişik iş yapar. Dönemin ünlü yazar ve karikatüristlerini buluşturan Tef adlı dergiyi çıkarır mesela. Bu dergide Bedii Faik, Peyami Safa, Rıfat Ilgaz, Çetin Altan, Aziz Nesin ve Haldun Taner gibi yazarlar ile Altan Erbulak, Bedri Koraman, Turhan Selçuk ve Mustafa Emektar gibi pek çok ünlü karikatürist çalışır. Daha sonra Refik Erduran ile beraber Çağlayan Yayınevini kurarak cep kitapları yayınlar. Kemal Tahir’e Mike Hammer çevirileri yaptırırlar. Serinin orijinal yazarı Frank Morrison Spillane 6 kitaptan sora Mike Hammer serisine ara verince Kemal Tahir’e F.M. İkinci (Fatih Mehmet İkinci) takma adı ile sahte “Mayk Hammer” kitapları yazdırırlar. (Kimilerine göre Kemal Tahir’in yazdığı Mike Hammer romanları orijinallerinden bile daha iyidir. ) Çağlayan Yayınevi batınca Eğilmez boş durmaz, masa futbolu(langırt) makineleri ithal ederek satar. Ertem Eğilmez, oğlu Ferdi eğilmez’in ifadesi ile Sinema işine girene kadar tam 18 değişik iş yapar.

Sinema Sektörüne Giriş ve ARZU Film

1961 yılında önce EFE Film şirketini daha sonra da ARZU Film’i kurar. Yaman Gazeteci (1961) filmi ile yapımcılığa başlar. Daha sonra bir film çekmek ister, yönetmene verecek parası olmadığı için yönetmenliğe başlar.

1964-1965 Kaba Güldürüler Dönemi

İlk filmi olan Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi‘yi 1964 yılında çeker. Öztürk Serengil, Vahi Öz ve Fatma Girik’in oynadığı film Tayfur’un(Öztürk Serengil) çapkınlılarını ve onu frenlemek için için arkadaşının kızı Fatoş(Fatma Girik) ile evlendirmeye çalışan otoriter babasının(Vahi Öz) hikayesini konu alan kaba ve basit bir güldürüdür. Film iyi iş yapar. 1965 yılında Vahi Öz, Sevda Ferdağ, Ajda Pekkan ve Münir Özkul ile beraber Kart Horoz’u çeker. 50’li yaşlarında çapkın bir adamın hikayelerini anlatan bu film aynı zamanda Eğilmez’in Münir Ozkul ile ilk bir araya gelişidir. Aynı yıl içinde Öztürk Serengil, Vahi Öz, Sevda Ferdağ ve Ajda Pekkan ile birlikte Helal Adanalı Celal ile vulgar güldürü serisini tamamlar.

fatos - yazı

‘Fatoş’un Fendi Tayfur’u Yendi’ filminden bir kare…

Bu dönem Ertem Eğilmez ‘in gişede iş yapacak vasat güldürü filmleri yapmaya odaklandığı bir dönemdir. Öztürk Serengil’in hiperaktif, inandırıcılıktan uzak ve itici oyunculuğu ile komik bir yüze ve allah vergisi bir yeteneğe sahip Vahi Öz’ün usta oyunculuğunun sürüklediği bu filmler, belli ki Ertem Eğilmez’in de pek sevdiği filmler değildir. Bundan sonra yaklaşık 6-7 sene hiç güldürü filmi çekmeyecektir. Zira ilk üç filmine benzemesinden korkmaktadır.

1965-1972 Ağdalı Melodramlar Dönemi

Üç komedi filminden sonra 1965 yılında Eğilmez tarzında bir değişikliğe gider. Öncelikle Bernard Shaw’un Pygmalion oyunun bir uyarlaması olan Sürtük filmini çeker. Başrollerini Türkan Şoray, Ekrem Bora ve Cüneyt Arkın’ın başrollerini paylaştığı bu filmde mafyöz bir gazino patronu olan Ekrem(Ekrem Bora) bir meyhanede gördüğü sokak şarkıcısı olan Türkan’ı(Türkan Şoray) ünlü etmeye karar verir. Türkan’a müzik ve görgü dersleri aldırır. Bu arada Türkan, müzik hocası Cüneyt’e (Cüneyt Arkın) aşık olur. Bu aşkı farkeden Ekrem onların aşkına engel olmaya çalışır. engel olamayınca piyasada iş bulmalarına engel olur. Ekrem en sonunda pes ederek iki sevgilinin arasından çekilecektir. Öncelikle film çok beğenilir. Ekrem Bora’nın güçlü oyunculuğu fark yaratır. Türkan Şoray ilk yarıdaki abartılı komedi oyunculuğu ile filmi berbat etmeye yeminli gibi gözükse de filmin ikinci yarısında neyse ki bundan vazgeçer. Cüneyt Arkın’ın oyunculuğu ise silik ama dengelidir. Bazen Ertem Eğilmez henüz kariyerinin başında olmasa bu film bir Vesikalı Yarim olabilirdi diye düşünürüm.

surtuk yazı

‘Sürtük’ filminden bir kare…

Film büyük ilgi görür. Ekrem Bora bu filmdeki rolü ile 1966 yılında Altın Portakal film Festivalinde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alır.

Ertem Eğilmez aynı yıl içinde Ferdi Tayfur’un 1949 yapımı Senede Bir Gün Filmininin 2. çevrimini çeker. Bu sefer Emin rolünü Kartal Tibet, Nazlı’yı ise Selda Alkor oynar.

1966 yılında Muhsin Ertuğrul’un 1932 yılında çektiği klasik filmlerden olan Bir Millet Uyanıyor’un 2. çevrimini çeker. Çanakkale 96. alayının eski yüzbaşısı olan Davut’un(Kartal Tibet) Yunan işgali günlerinde 96. Alay’dan arta kalan adamlarını tekrar toplayarak direnişe geçme hikayesini anlatan film 1967 yılında Altın Portakal Film Festivalinde En iyi Tarihi Film ödülünü alır. Erol Taş, Önder Somer, Hayati Hamzaoğlu ve Tugay Toksöz’ün yer aldığı film Ertem Eğilmez’in ününü perçinler.

birmillet yazı

‘Bir Millet Uyanıyor’ filminden…

Daha sonraki yıllarda Eğilmez’in melodram dönemi başlar. Seni Sevmiyorum, Seni Bekleyeceğim, Sürtüğün Kızı gibi melodramları çeker.

1967 yılında Ölünceye Kadar filmini çeker. Herhalde bu film Eğilmez’in kariyerindeki en tuhaf ve muhtemelen en kötü filmdir. Kartal Tibet, Semiramis Pekkan ve Selda Alkor’un barollerini paylaştığı filmde Kartal(Kartal Tibet) kız kardeşine tecavüz edip kötü yola süşmesine neden olan yakın arkadaşı Nuri’den intikam almak isteyen bir abi rolündedir. İntikamı konu alan bir avantür olarak başlayan film, Kartal’ın Nuri’nin ailesinden de intikam almak üzere onların çiftliğine yerleşmesi ile bir kovboy filmine dönüşür. Hem de 1960’lı yılların Türkiye’sinde geçen bir kovboy filmine! Filmin hikayesi de bir süre sonra raydan çıkar. Belli ki Eğilmez o yıllarda fırtına gibi esen Sergio Leone’nin Spagetti Western’lerine özenmiştir. Bir de 1967 yılında yerli kovboy filmi modasını başlatan Zafer Davutuoğlu’nun Kanunsuz Kahraman : Ringo Kid‘ini unutmamak lazım.

olunceye yazı

Ölünceye Kadar filmini Yaşlı Gözler, Ömre Bedel kız, Nilgün, Sevemez Kimse Seni, İngiliz Kemal, Boş Çerçeve, Sürtük(2. çevrim), Küçük Hanımefendi, Kalbimin Efendisi, Son Hıçkırık ve Beyoğlu Güzeli izler. 1972 yılında Senede Bir Gün’ün 3.(kendisinin 2.) çevrimini bu sefer Kartal Tibet – Hülya Koçyiğit ikilisi ile çeker.  Bu film ile beraber bir devre kapanır. Bu devrede çektiği filmler ağırlıklı olarak melodramlardır. Esas oğlan ile esas kızın imkansız aşklarını konu alır. Çeşitli zorluklar, kötü insanlar ve beklenmeyen olaylar sonucu bir araya gelemeyen aşıklar en sonunda birbirine kavuşurlar. Genelde Esas oğlan veya esas kız farklı gelir sınıfından olduğu için bir araya gelemezler. Ama en sonunda iyilik ve aşk galip gelir hep. Ayrıca filmin etrafında döndüğü ve hatta filme adını veren bir şarkısı da vardır.

Vesikalı Yarim’i tanıttığım yazımda melodramlardan uzun uzun bahsettiğim için bu konuyu daha fazla detaylandırmayacağım ama ekleyebileceğim şu var: Melodramlar toplumdaki sınıf farklılığından beslendiği halde sınıf farklılığı ile ilgili bir analiz içermezler ve buna bir çözüm önermezler. Onlar insanlara bir sınıf atlama ütopyası sunarak onları ustaca uyutup sınıf farklılığının üstünü örterler. Ertem Eğilmez de 1965-1972 aralığında genelde böyle filmler çeker. Bu devrede sabit bir oyuncu kadrosu ile çalışmayı tercih eder. Özellikle Kartal Tibet – Hülya Koçyiğit ikilisi başrolde olmak üzere Münir Özkul, Mürüvvet Sim ve Nubar Terziyan vazgeçilmez yardımcı oyunculardır. Bütün bu filmler içerisinde 1971 yılında çevirdiği (ve Tarık Akan, Halit Akçatepe ve Eğilmez’in ilk filmi olan) Beyoğlu Güzeli bir geçiş filmidir ve Ertem eğilmez’in 1972’den sonra yöneleceği tarzın ipuçlarını içerir. Komedi öğelerini melodrama dahil eden Eğilmez’in bir yön arayışında olduğu sezilir.

1972-1989 Toplumsal Gerçekçi Komediler

1972 yılında ülkedeki siyasal ve ekonomik kriz halinin etkisi ile sinema krize girer ve yapılan film sayısı bir anda eski sayının üçte birine düşer. Melodramlar izlenmez olur. Çeşitli nedenlerden dolayı halk sinemaya gitmez olur. Sinemadaki kriz Ertem Eğilmez’i de doğrultu değişikliğine götürür ve 7 yıl aradan sonra yeniden komediye yönelmeye karar verir. Tabi ki bu sefer Adanalı Tayfur’lu, Kart Horoz’lu vulgar komediler çekmeyecektir.

Yeni dönemin ilk filmleri 1972 yılında çektiği Sev Kardeşim ve Tatlı Dillim’dir. Sev Kardeşim, Eğilmez’in çok sevdiği ve etkilendiği bir yönetmen Olan Frank Capra‘nın “It Happened One Night” filminin uyarlamasıdır. Çalıştığı fabrikanın patronunun oğluna(Tarık Akan) aşık olan bir genç kızın(Hülya Koçyiğit) hikayesini anlatan bir filmdir. Gene klasik zengin oğlan fakir kız ve onların imkansız aşkından yola çıkan Eğilmez bu kez trajik olmaktan çok komediye yakın bir dil ile anlatır hikayesini. Hem de bu sefer kamerasını fakirlere çevirerek hikayesini onların gözünden ve onların tarafını tutarak anlatır. Aşıklar, gelir farklılığına ve otoriter fabrikatör babaya(Hulusi Kentmen) rağmen mutlu sona varırlar. Arzu Film ekolünün alameti farikası olan gerçekçi, samimi ve şenlikli mahalle ortamı ilk defa bu filmde kurulur. Bir diğer yenilik ise Münir Özkul‘un rölündedir. O zamana kadar oynadığı filmlerde bazen yalaka bir arkadaş, bazen uslanmaz bir çapkın, bazen üçkağıtçı bir damat, bazen deli bir mahkum bazen de alkolik bir doktor gibi komedi ağırlıklı (ve çoğunlukla karikatürize edilmiş) yardımcı rollerde oynayan Münir Özkul, Eğilmez’in sezgisi ve doğru seçimi sonucunda iyi kalpli, namuslu bir baba olarak filmin tam kalbine yerleşir. Böylece sinemamız bir komedyenin güçlü bir karakter oyuncusuna dönüşmesine şahit olur. Kuşkusuz yeni Münir Özkul, sinemamızın en büyük kazançlarından biri olur. Filmde her ne kadar baş rol oyuncuları varsa da asıl başrolde oynayan Münir Özkul’un merkezinde olduğu samimi ve gerçekçi mahalledir. Bu film aynı zamanda Zeki Alasya ile Eğilmez’in ilk çalışmasıdır. Tatlı Dillim filminde ise bir köyde kamp yapmak zorunda kalan basket takımının yakışıklı pivotunun (Tarık Akan) köyün güzel öğretmeni ile olan aşkını (Filiz Akın) konu alır. Kemal Sunal, ve Metin Akpınar ilk defa görülür.

canimkardesim yazı

‘Canım Kardeşim’

1973 yılında ise bence onu yönetmenliğinin zirvesine çıkaracak olan “Canım Kardeşimi çeker. Eğilmez o ana kadar hep melodram ve komedi filmi çekmiş bir yönetmendir. Eleştirmenlerin kendini hafife almasına çok kızan Eğilmez değişik bir şey yapmaya çalışır. Berbat bir gecekondu mahallesinde babası ve kardeşi kahraman(Kahraman Kıral) ile birlikte yaşayan Murat(Tarık Akan) ve onun en yakın arkadaşı Halit’in (Halit Akçatepe)’in trajik hikayesini anlatan film sınıf farklılığı vurgusunun en keskin olduğu Eğilmez filmidir. Babanın sigara dumandan zehirlenerek ölmesi, Kahraman’ın lösemi olması gibi felaketlere rağmen hikayeyi seyirciyi sıkmadan, boğmadan ve hatta zaman zaman insanları güldürerek anlatmayı başaran Eğilmez gerçekçi anlatımı ile ana akım sinemamızın en iyi filmlerinden birine imza atar. Filmin Cahit Oben imzalı tema müziği ise ayrı bir övgüyü hak eder.(Film ile ilgili daha geniş bir inceleme yazısına şuradan ulaşabilirsiniz.) Canım Kardeşim filmi, sinemamızın diğer kült filmlerinde olduğu gibi, çok fazla ilgi görmez. Eğilmez’in kendi deyimiyle sevmediği filmlerden biridir. Aynı yıl Tarık Akan ve Emel Sayın ile birlikte Yalancı Yarimi çekerek tekrar mahalleye geri döner. Kayseriden kısa bir süreliğine yanına gelen zengin ağabeyine bu süre içinde nişanlı olarak yutturacağı bir kız arayan Ferdi, fakir bir mahallede manavlık yaparak yaşayan Derviş Bey’in kızı Alev’i bu iş için kullanır ama işler karıştıkça karışır ve en sonunda Alev’e aşık olan Ferdi onunla evlenir. Gene aynı yıl Tarık Akan, Hale Soygazi, Kemal Sunal ve Halit Akçatepe ile “Oh olsunu çeker. Üç oğlunun haytalıklarından bıkan fabrikatör Fehmi Bey(Hulusi Kentmen) onları fabrikada işçi olarak çalışmaya mecbur eder. Bu oğullardan Ferit(Tarık Akan) burada çalışan Burhan ustanın (Münir Özkul) kızına aşık olur. Tabi ki sınıf farkına rağmen aşıklar sonunda evlenir. Bu film Eğilmez üslubunun yerli yerine oturduğu gerçekten başarılı bir komedi filmidir.

köyden indim

‘Köyden İndim Şehire’

1974 yılında sinemamızın efsane komedi kare asını, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal ve Halit Akçatepe’yi, bir araya getiren 3 film çeker Eğilmez: Mavi Boncuk, Salak Milyoner veKöyden İndim Şehire. Mavi Boncuk filminde gazinoda yedikleri dayaktan sonra gazino patronundan intikam almak için assolisti(Emel Sayın) kaçıran altı kafadarın hikayesi anlatılır. Efsane dörtlünün yanı sıra filmin jönü Tarık Akan, altılının yaşça ve tecrübece büyük olanı Münir Özkul‘dur. Emel Sayın’ı kaçırsalar da sonunda dostluk ve sevgi galip gelir bu hikayede.bu başarılı filmin ardından gene Zeki Alasya, Metin Akpınar, Kemal Sunal ve Halit Akçatepe dörtlüsünün merkezde olduğu Salak Milyoner filmi gelir. Babalarından kalan hazineyi aramak üzere köyden İstanbula giden dört kafadarın komik hikayesinin anlatıldığı filmin İstanbul ayağında Adile Naşit ve Münir Özkul eşlik eder onlara. İstanbul’da aradıklarını bulamayan dört kafadar aradıklarını köye dönünce bulurlar. Bu filmin devamı olan Köyden İndim Şehire filminde ise tarlada buldukları hazineyi Ankara’daki kuyumcu Ali Rıza’ya bozdurmak isteyen kafadarların komik maceraları anlatılır. Ali Rıza rolünü “Nöri Gantar” tiplemesi ile tanınan Tekin Akmansoy, eşini de “Nöriye Gantar” rolü ile tanınan Leman Çıdamlı oynar.

hababam yazı

‘Hababam Sınıfı’ndan bir kare…

1975 yılında Eğilmez Rıfat Ilgaz’ın Hababam Sınıfı‘nı filme almaya karar verir. Adile Naşit, Münir Özkul, Tarık Akan, Kemal Sunal ve Halit Akçatepe gibi deneyimli oyuncuların yanı sıra sınıftaki diğer karakterleri profesyonel oyunculuk deneyimi olmayan kişiler arasından seçer. Halit Akçatepe’nin anlatımına göre 26 kişilik sınıfta tam 23 kişinin profesyonel oyunculuk deneyimi yoktur. Özellikle sınıfta geçen sahnelerin çokluğu düşünüldüğünde Eğilmez’in gayet büyük bir risk aldığı bellidir. Ama Eğilmez bu işin de üstesinden gelerek bu 26 kişiyi kaynaştırır. 1975 yılında çekilen Habam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı görülmemiş bir başarı elde eder. Film öyle ünlü olur ki Rıfat Ilgaz’a acı bir ironi ile “SINIF’ın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü./Kim ne derse desin, / Çocuklar için yazdım hep…” dedirten Hababam Sınıfı romanının başarısını bile gölgede bırakır. Bu arada Tarık Akan kendi deyimi ile “Zengin erkek fakir kız filmleri çeken” Arzu Film’i bırakır. Ayrıca ilk filmde Hababam kadrosuna katılan Şener Şen “komik” likten “komedyenlik”e giden yolculuğuna başlar.

sutKrdesler yazı

‘Süt Kardeşler’

Eğilmez 1976 yılında Süt Kardeşler ve Hababam Sınıfı Uyanıyor filmlerini çeker. Bir Hüseyin Rahmi Gürpınar uyarlaması olan Süt Kardeşler yıllardır görmediği süt annesi görmeye giden Şaban ile arkadaşı Ramazan’ın yanlışlıklar komedisi şeklinde ilerleyen hikayesidir. Bu iki film de başarılı olur.

Eğilmez 1977 yılında 3 film çeker: Şabanoğlu Şaban, Hababam Sınıfı Tatilde ve Gülen Gözler. Şabanoğlu Şaban, askerden döndükten sonra bir tesadüf sonucu paşanın emrine girerek evde kaybolan elmasın izini süren iki kafadarın (Kemal Sunal ve Halit Akçatepe) orta oyunu ve karagöz gibi geleneksel Seyirlik oyunlara bolca atıf yapan komik hikayesidir. Hababam Sınıfı Tatilde filminde ise Mahmut Hoca tarafından izci kampına gönderilen sınıf bu sefer kızların da katılımı ile daha da şenlenen komik maceralar yaşar. Gülen Gözler‘de ise Münir Özkul, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Müjde Ar, Şener Şen ve Itır Esen ile yeniden mahalleye dönüş yaparız. Bu birbirinden başarılı üç filmden sonra Eğilmez’in kadrosu yeniden değişir.

1979 yılında Erkek Güzeli Sefil Bilo‘yu çeker Eğilmez. Başrollerde Şener Şen, İlyas Salman,Münir Özkul ve Sevda Aktolga‘nın olduğu filmde Bilo(İlyas Salman) kan davalısı olduğu ailenin kızı Cano’ya aşık olan saf bir genci canlandırmaktadır. Şener Şen ise komedyenlik dağarcığındaki en iyi bilinen rol olan “Maho Ağa” yı canlandırır. Kemal Sunal ve Halit Akçatepe gibi asları kaybeden Eğilmez, İlyas Salman’ı keşfederek kadrosunu sağlamlaştırır. Şener Şen’in ise komedyen olarak oynayamayacağı rolün olmadığı bu filmde ortaya çıkar.

bankerbilo

‘Banker Bilo’

1980 yılında yine Şener Şen ve İlyas Salman ikilisi ile Banker Bilo‘yu çeker. Bilo-Maho diyalektiğinin devam ettiği bu filmde 1980’li yılların başında fakir insanların paralarını yüksek faiz oltasını kullanarak hortumlayan “banker” dönemi hicvedilir. Bilo her zamanki gibi temizliğin, saflığın ve dürüstlüğün timsali iken Maho üçkağıdın, dalaverenin ve soygunun adresidir. Fakat filmin sonunda Bilo da Maho’yu kazıklayarak düzene uyarken bu film de Eğilmez klasikleri arasına girer.

Bu filmden sonra Eğilmez 1981 yılında İlyas Salman, Adile Naşit, Savaş Dinçel, Ayşen Gruda ve Mehmet Ali Erbil ile beraber Hababam Sınıfı Güle Güleyi çeker. Dramatik yönü ağır basan bu film ilk 4 hababam sınıfı kadar başarılı bir film olmasa da Kartal Tibet‘in çektiği Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor‘dan bin kat iyi olduğu söylenebilir.

Bu filmden sonra sinemaya bir süre ara veren Eğilmez 1984 yılında Şener Şen, Adile Naşit, Ayşen Gruda ve Erdal Özyağcılar ile Namuslu filmini çekti. Ali Rıza kendi halinde dürüst ve pısırık bir mutemettir. Günün birinde işyerindekilerin maaşlarını çaldırınca birden kıymete biner. Kimseyi soyguna uğradığına inandıramaz. Herkes Ali Rıza’nın bu işi paraları iç etmek için planladığını sanmakta ve kendince ganimetten pay almaya çalışmaktadır. En sonunda bunalan Ali Rıza ganimetten pay almak isteyen herkesi dolandırarak kaçar. Bu, Eğilmez filmlerinde iyiyken kötüye dönüşen ikinci karakterdir. (İlki Banker Bilo idi) ayrıca Şener Şen’in bu filmdeki performansı da dikkate çekicidir ve artık Şen’in “komik” likten “komedyenliğe” giden yolculuğunun bitip “komedyenlikten” “yıldızlığa” giden yolculuğunun da neredeyse tamamlanmak üzere olduğunu gösterir.

1985 yılında Gene Wilder’in 1984 yapımı “Women in Red” filminin yerli uyarlaması olan Aşık Oldum u Şener Şen, Nevra Serezli, Necati Bilgiç, Savaş Dinçel ve Erdal Özyağcılar ile çeker. Gayet başarılı olan ve kimine göre Gene Wilder’ın çektiği orijinal filmden daha komik olan bu film maalesef gişede başarısız olur.

arabesk

‘Arabesk’ filminde Müjde Ar ve Şener Şen…

1988 yılında artık sağlık sorunları ile boğuşmakta olan Eğilmez son bir film çekmek ister. Bu filme “Vasiyetim” der. Arabesk filmini Şener Şen, Müjde Ar, Necati Bilgiç, Uğur Yücel ile çeker. Arabesk, Ertem Eğilmez’in hem popüler kültür ile hem o yıllardaki video-arabesk filmleri ile hem de kendi filmleri ile bol bol dalga geçtiği bir kara komedidir. Filmin ana hikayesi yaklaşık olarak Eğilmez’in Sürtük filmi ile aynıdır. Yer yer Senede Bir Gün ve Leyla ile Mecnun gibi filmlere gönderme yapan Arabesk, müzikal Hint filmlerine de sataşmadan duramaz. Eğilmez’in diğer güldürü filmlerine oranla biraz daha zayıf kalsa da filmdeki cesur özeleştiri ve absürd mizah duygusu filme büyük gişe başarısı getirir. Bilet bulamayanlar filmi ayakta izler ve çoktan ölmüş olan Türk Sinemasının bir filmi yıllar sonra böyle ilgi görür. Bu arada film çekimleri sırasında rahatsızlığı ağırlaşan Eğilmez hastaneye yatırılır. Filmin Yavuz Turgul, Kandemir Konduk ve Ferdi Eğilmez tarafından bitirilmesi gündeme gelir. Bunu farkeden Eğilmez bazen oyuncuları bazen de film ekibinden kilit adamları hastaneye çağırıp meşgul ederek filmin kendisi olmadan bitirilmesine müsaade etmez. Hastanedeki yatağından ekibi yönlendirir ve çekimler bitip de filmin montajlı halini gördükten sonra içi rahat eder.

Büyük Ertem Eğilmez Arabesk filminin montajının bitiminden yaklaşık 3 ay sonra, 21 Eylül 1989‘da hayata gözlerini yumar.

Arzu Film Ekolü

Bir filmin tarzından ve atmosferinden bahsedebiliyorsak bunu yaratanın yönetmen, senarist, set ortamı ve oyuncu kadrosunu mercek altına almamız gerekir.

Öncelikle Eğilmez’in kişiliğine bakmak lazım. Eğilmez günlük hayatında çekingen, içine kapanık birisidir. Sinema setinde ise tam aksine otoriter, bazen sert ve ağzı bozuk biri olduğu anlatılır. Onunla çalışan oyuncuların anlattıklarını dinledikçe benim kafamda oluşan Yönetmen Ertem Eğilmez imajı ile Hababam Sınıfı’nın hem otoriter hem de iyi yürekli Mahmut Hoca’sı paralellikler taşır. Hatta daha da ileri giderek şunu söyleyebilirim: Eğilmez film setini bir aile, kendini Münir Özkul gibi ailenin babası / okulun otoriter müdür yadımcısı olarak görür. Öyle ki bazen film setine geç kalan Tarık Akan ve Ayşen Gruda’yı tek ayak üstünde beklettiği bile rivayet edilir. Baba Eğilmez’in tabi ki oğulları ve kızları vardır. Dikkat edilirse önce Kartal Tibet Sonra da bir sürü filmde Tarık Akan “Ferdi”, “Ferit” ve “Sırık Ferit” adlı karakterleri canlandırır. Bunun nedenini soranlara Ertem Eğilmez’in gerçek hayattaki oğullarının adının “Ferdi ve Ferit” olduğunu hatırlatmak yeterlidir. Halit Akçatepe’nin anlattığına göre Tarık Akan Eğilmez’in oğlu gibidir. Eğilmez bir baba gibi davranarak sette bir aile atmosferi yaratır. Bunu sağlamak için de bazen oyunculara kol kanat gerer bazen de onları azarlar hatta tek ayak üstünde bekletir. Hababam sınıfında 23’ü acemi olmak üzere 26 kişilik sınıfı birbiri ile kaynaştırmak için için onları bir araya toplar, tıpkı filmdeki gibi futbol ve uzun eşek oynamalarını sağlar. Onun alameti farikası olan şenlikli mahalle ortamı bu sayede sahici olur, bu sayede insanları sarmalar. Ayrıca kolay çalışabilmek için belli dönemlerde hep aynı oyuncularla çalışmıştır. İlk başlarda Vahi Öz-Öztürk Serengil-Fatma Girik, sonraları Kartal Tibet-Hülya Koçyiğit, komedi döneminde Tarık Akan-Münir Ozkul-Halit Akçatepe-Kemal Sunal-Zeki Alasya-Metin Akpınar, yetmişlerin sonuna doğru Şener Şen-İlyas Salman, 80’li yıllarda Şener Şen-Necati Bilgiç gibi…

arzufilm

Filmlerin başarısında Sadık Şendil ve Yavuz Turgul gibi senaristlerin payı büyüktür. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Yazılan senaryolar kadar senaryo yazılan ortamı da gözden kaçırmamak gerekir. Eğilmez’in evi aynı zamanda bir okuldur. İnsanlar çekim olmasa da gelir. Senaryolar bir ekip tarafından tartışılarak yazılır. Ekipteki herkes fikirlerini söyleyip Eğilmez’e etki etme şansına sahiptir. Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Sadık Şendil, Yavuz Turgul, Şener Şen ve Ergin Orbey bu ekibin üyesidir. Senaryonun yanı sıra bu ekip pek çok yönetmen çıkarmıştır. Bunlardan en önemlileri olarak Yavuz Turgul, Zeki Alasya, Kartal Tibet ve Ergin Orbey’i sayabiliriz.

Eğilmez’in en usta olduğu yönlerden biri de oyuncu seçimi konusundaki sezgisidir. Şener Şen, Kemal Sunal, İlyas Salman, Zeki Alasya,Metin Akpınar, Itır Esen ve 50’li yılların çocuk oyuncusu Halit Akçatepe’nin aktif şekilde sinemaya girişi hep Eğilmez’in sezgisi sayesinde olmuştur. Seçtiği oyuncular konsunda pek yanılmasa da gene de sıradan bir insan gibi sinemaya giderek izleyicilerin o oyunculara nasıl tepki verdiğini gözlemekten geri kalmaz. Örneğin Tatlı Dillim filminde herkesin Kemal Sunal’ı izlemeye geldiğini ve onun çıktığı sahnelerde güldüğünü görür.

Eğilmez’in filmlerinin bizlere sıcak gelen bir yön de Eğilmez’in insana ve insanca değerlere olan inancıdır. Melodramlarında bile aşk dostluk samimiyet galip gelir. Özellikle 1972’den sonra hep fakir insanları güzel hayatlarını anlatır. Sınıf farkından yola çıkar. Sağlam bir çözümleme yapmaz, bir çözüm önermez ama alt metinde hep şu yazar: “Para ile mutluluk aynı şey değildir” Erich Fromm’u okumuş mudur bilinmez ama Eğilmez hep “Sahip Olmaya” (To have) karşı “Olmayı”(To Be) başarabilen güzel insanların hikayelerini anlatır. Samimiyeti, inandırıcılığı ve büyüklüğü buradan gelir. Sanki 80’li yıllarda insana olan inancını yitirmiş gibidir ama Banker Bilo ve Namuslu filmlerini bir kenera ayırdığımız da onun filmelerindeki ana fikrin bu inanç olduğunu görürüz.

Ertem Eğilmez, Türk Sinemasının neredeyse 30 yılını yaşamış, az ama öz filmler yapmış büyük bir yönetmendir. Melodram devresi biraz daha basmakalıp olsa da 1972’den sonra yaptığı işler ile iz bırakmıştır. Komedi -hep küçük görülse de- zor iştir. Zeka işidir. Bir sürü yönetmen komedi çekse de pek azı akılda kalır. Eğilmez de sinemamızın gördüğü en büyük komedi yönetmenidir. Onun gölgesinde kalan ve fazlaca “fabrikasyon” işler çıkartan Kartal Tibet’i saymazsak sinemamızda Nesli Çölgeçen‘den başka “komedi filmi yönetmeni” ünvanını hak eden yönetmen yok gibidir.

Hepimizin güldüğü, ağladığı filmlerin yönetmeni olan, ortak belleğimizin çok özel bir parçası olarak hayatımızdaki yerini alan Büyük Ertem Eğilmez’in anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

 

 

 

Yazı, yazar Özgür Ilgın’ın izniyle, ilk kez 28 Nisan 2015 tarihinde yayınlandığı http://acikgunluk.net/ sitesinden alınarak, halkci.org’da yayınlanmıştır. Yazıda kullanılan tüm görseller için yine acikgunluk.net sitesinden yararlanılmıştır.

Yazar Hakkında

Özgür Ilgın